Türkiye Enerji Dosyası

Mart 2006

"Enerjide hem zengin, hem fakiriz."

Enerji kaynaklarımızın kapasitesi ve yeterliliği konusu en çok bilgi kirliliğinin yaşandığı alandır. Hidrolik, kömür, Doğalgaz, Nükleer gibi ana enerji kaynaklarında sayıları beğendikleri grubu abartarak, karşı grubuda azaltarak konuşmaları maalesef adet olmuştur. Alternatif enerjide ise abartmalar bir koro şekline dönüşmüş halkımız doğruyu göremez olmuş, kime inanacağını şaşırmıştır. (Bak: İlmi terör yazısı) İşte bu nedenle referans olması amacı ile bu dosyayı hazırladık.

  1. Hidrolik Enerji de baraj sayıları ve güçleri: Ref: DSİ
HİDROELEKTRİK
MEVCUT DURUM
PROJE SAYISI YÜZDESİ KURULU GÜÇ
MW
İŞLETMEDE 135 % 35 12.618
İNŞÂ HÂLİNDE 41 % 8 3.219
ÂTIL KAPASİTE 532 % 57 20.767
TOPLAM POTANSİYEL 708 100 36.603

Bu tablodaki 135 barajı devletimiz büyüklerden başlayarak yapmıştır ve de doğru olmuştur. İnşâ halindekileri ilave edince 176 baraj olur ki toplam hidrolik enerjinin %43'ünü ve baraj sayısı olarak da %25'ini kullanmış oluruz. Geriye kalan proje safhasındaki 532 baraj da ise durum şöyledir:

SINIFLANDIRMA HİDROELEKTRİK
SANTRAL SAYISI
HİDROELEKTRİK
YÜZDESİ %
MW
KURULU GÜÇ TOPLAMI
10 MW ALTI 246 % 46 - % 5 967
10 - 50 MW 185 % 35 - % 23 4.681
50 MW ÜSTÜ 101 % 19 - % 72 15.119
TOPLAM 532   20.767

Yapımı bekleyen 532 baraj içinde cazip olan 101 barajımız kaldığı tablodan gözüküyor. Sayı olarak %19, Enerji olarak ise kalanın %72'si genelinde ise %14'lük bir paya eşittir. Kısaca hidrolik sermayemiz budur. DSİ yetkilileri su konusunda ülkemizi şöyle yorumluyor: Enerjide fakir, sulamada orta halliyiz. Bu tablo; gelecekte tüm elektriği hidrolik ile halledebileceğimizi iddia etmenin ne denli geçersiz olduğunu bilimsel olarak ortaya koymaktadır.

Bir de çevre meselesi var. Her baraj yapımında kilometrelerce kare alan sular altında kalmakta, ciddi bir göç sorunu da ortaya çıkmaktadır. İşte Birecik baraj inşaatında binlerce aile bahçelerini ve tarlalarını kaybetti. Bir çok tarihi eser sular altında kaldı. 1994 yılından itibaren yapılan kamulaştırma tutarı ise 400 milyon YTL'yi aşmıştır. Ancak 2006 Eylül ayı itibari ile paralarını alamayan bir çok mağdur vardır. Baraj yapımının ne denli pahalı olduğunu düşünürken bir de 26 Haziran 2006 tarihli Milliyet gazetesindeki Yusufeli'ne bakın. O bağ ve bahçelerin hiçbiri kalmayacak. İçimiz buruluyor Hasankeyf için, Fırtına vadisi için ne diyelim? İçimiz burulsa da enerji uğruna sineye mi çekeceğiz, karar sizin, ancak yazının devamında rahatlamak yerine daha da şaşıracağınızı unutmayın.!

b. Termik Enerji, Kömür rezerv ve sahalarımız ile güç durumu:
Ref: 15. Kömür Kongresi Bildirgesi-2006 MTA,

Kömür
Sahaları
Üretim
Elk - Kömür
Toplam Rezerv
(Ton)
Kömür Sahaları Üretim
Elk - Kömür
Toplam Rezerv
(Ton)
Afşin-Elbistan E 3.357.340.000 Adana-Tufanbeyli K 271.302.000
Manisa-Soma E 689.450.000 Adıyaman-Gölbaşı K 57.142.000
Ankara-Beypazarı E 390.317.000 Bingöl-Karlıova K 88.884.000
Muğla-Milas-Yatağan E 750.214.000 Bolu-Mengen K 142.757.000
Çanakkale-Çan E 92.483.000 Çankırı-Orta K 123.165.000
Kütahya-Tunçbilek E 317.732.000 Kütahya-Gediz K 23.945.000
Kütahya-Seyitömer E 198.666.000 Tekirdağ-Saray * K 141.175.000
Sivas-Kangal E 202.607.000 Amasya-Yeniçeltek K 19.791.000
Bursa-Orhaneli E 34.791.000 Yozgat-Sorgun K 13.206.000
Zonguldak-Çatalağzı E Filitre-T.Kömür Bolu-Göynük K 43.454.000
      Çorum-Dodurga K 24.223.000
      Keles-Davutlar * K 39.000.000
TOPLAM   6.033.600.000 TOPLAM   988.044.000

* Elk.üretimi için satışta olan sahalar

İşte ülkemizde kömürle çalışan Termik Santral listesi ile Santral kurulmaya aday diğer saha ve rezerv değerleri ile kalori durumları. Sermayemiz bu kadar. TKİ yetkilileri ülkemiz kömürlerinin genç olmasından dolayı kalorilerinin çok düşük olduğu ve bazı yerlerde ise yeraltı işletmeciliği yapılacağı için ekonomik olmaması nedeni ile özel sektöre, hatta yabancılara da cazip gelmediğini beyan etmekteler. Afşin-Elbistan sahası 7 adet termik santralı kaldırabilecek kapasitede olup 2 tanesi yapılmıştır. Yukarıdaki "K" kodlu kömür üretim alanlardan (rezev bakımından) az bir kısmı elektrik santralı yapımına müsait olup şu anda soba ve sanayii için kömür üretimi yapmaktadırlar. Tekirdağ için yapılacak ihaleden önce yöre halkı çevre kirliliği açısından yatırıma sıcak bakmamış ve karşıt eylemlere başlamışlardır. Gerçekten de Kömür santralleri hem küller ile hem baca gazları ile doğayı katletmeleri engellenememiştir. Yapılan tüm filitrasyon işlemleri de iyi netice vermemektedir. Filitrasyon maliyetleri ise santral yatırımının % 30'una yaklaşmaktadır. Muğla-Yatağan termik santrali kömür damarlarında, artan uranyum nedeni ile çevreye zarar vermeye başlamamış, zaman zaman da kapanmak zorunda kalmıştır.

Kömür yatırım maliyeti açısından baraj ve nükleerden pek farklı olmayıp, elektrik maliyeti ise alt düzeylerdedir. İthal kömüre dayalı kurulan İskenderun ve benzeri santrallar ise yine dış kaynak açısından ülkemizi zorlayacaktır.

TÜRKİYE LİNYİT REZERV ve KALORİ DAĞILIMI

LİNYİT KALORİSİ YÜZDESİ REZERV
3.000-3.500 % 6.9 478.170.000
2.500-3.000 %13.2 914.760.000
1.000-2.500 %79.9 5.537.070.000
TOPLAM %100 6.930.000.000

TAŞKÖMÜRÜ

6.500 - 7.000 Tamamı 423.000.000

Ülkemizin toplam Kömür rezervi 8.2 milyar ton olup 3.5 milyar tonu Afşin-Elbistan'dadır . Kalorisi ise 1.100 civarıdır. Ancak açık işletme olması, ülkemiz için en büyük fırsattır ve bu fırsatı da devlet değerlendirmiştir. Afşin-B'de hizmete girmiş olup maksimum 7 santral yapılabileceği ve bu halde de 40 yıllık rezerv gözükmektedir. Santral sayısı kömürün kullanım süresini belirlemektedir. Bu tablo da kömür konusunda da ülkemizin zengin olmadığını açıkça belgelemektedir. Ancak elbette hidrolik de kömür de ULUSAL enerji olup birinci önceliğimiz olmaya devam etmelidir.

c. Termik enerji, Doğal Gaz:
Ülkemiz de doğal gaz üretimi ve rezervi çok azdır. Tamamı Rusya ve İran'dan ithal edilmektedir. Aylık ortalama D.Gaz ithalatımızı 600 milyon$ civarıdır. Bunun %40 civarı sanayii ve konut için kullanılmakta, %60 civarıda Elektrik elde edilmesi için D.Gaz Santrallarında tüketilmektedir. Kısaca aylık 350 milyon $ tutarında D.Gaz elektrik için kullanılmaktadır. Bu ise en pahalı elektriğin üretilmesinin ana nedeni olup toplam elektrik üretiminde D.Gaz oranının %50'nin üzerinde olmasının stratejik dejavantajları da ayrı önem arz etmektedir.

Bu kaynak ne kadar güvenilir sorusunun cevabı ise yetkilileri ürkütmektedir. 1994-2000 yılları arasında yapılan bu yanlış terçih dış ticaret açığımızın üzerinde de ciddi baskı oluşturmaktadır. (4.2 milyar $/yıl) Zaten AB içinde bu "yüzde" ile maalesef ilk sırayı almamızda doğaldır. Diğer devletler; bu seçimi D.gaz yerine genelde Nükleer ile değerlendirmişlerdir. Çünkü Nükleer Enerji; kullanan ülke için ULUSAL bir enerji olmasıda ayrı bir cazibe konusudur.

d. Nükleer Enerji:
Yıllardır yanlış anlatılıp halkın kafasının sürekli karıştırıldığı, ciddi bilgi kirliliği yaratılan enerji dalıdır. 1963 yılında Pakistan'a yapılan NS ile Nükleer Lobi tarafından uygulanan "örtülü ambargo" sayesinde Türkiye dahil hiç bir islam ve Türkî devlete bu teknoloji verilmemiştir. Bu nedenlerden dolayı dünyada mevcut 442 NS'ın sadece 1 tanesi İslam ülkesindedir. İran'ın Rusya ile anlaşarak devam ettirdiği NS inşaatı esnasında Batı, İran ile giriştiği Nükleer kavgayı, kararlı bir çizgi izleyen bu ülke karşısında kaybetmiştir. Şubat 2006 ayında Jack Strow'un açıklaması ile Batı NS konusunda geri adım attığını kabul etmiş, ancak "Zenginleştirme tesisi" yapımına ambargonun devam edeceğini TV'lerde açıkça beyan etmiştir. İşte ülkemizde 4 defadır yapılamayan NS ihalesinin ana nedenleri de ortaya çıkmıştır. Yıllarca "komplo teorisi" olarak ciddiye alınmayan bu "gerçek" karşısında "karşıtlar", İngiliz bakanın açıklaması ile sus-pus olmuşlardır. 1992 yıllarında bu enerjiyi de ülkemiz portföyüne katabilseydik şu anda kesinlikle D.gaz bağımlısı olmayacaktık ve yıllık 3 milyar dolar üzerinde tasarrufumuz olacaktı. Bunu geçen yıllar ile çarpınca ne denli yanıldığımızı açıkça görebiliriz. Bu arada dünya enerji devi olan Rusya nın neden NS yatırımını arttırdığını anlamak kolaylaşacaktır. 100 milyon Dolar yakıt ile 1.000MW gücünde bir NS 3 YIL durmadan enerji üretir ve yıllık 33 milyon dolar yakıt harcadığını düşünürseniz inanmakta zorlanabilirsiniz. Çevreye en duyarlı enerji olmasıda ayrı bir konudur. Fransa'nın neden %80 elektriğini nükleerden ürettiğini anlamak böylece kolaylaşır. En ucuz elektriği de halkına bu sayede kullandırır! (Bak: Enerji kıyaslama tablosu)

Netice olarak NE Ulusal bir enerjidir. Çevreye en duyarlıdır. En ucuzdur. Atıklarıda sorun değildir.

Bir NS yapımı esnasında içinde bulunan olimpik havuz boyutlarındaki bir havuz işi biten yakıt çubuklarını barındırır. 50 yıllık ömür için yetebilecek bu havuzu hiç ellemeden NS ile birlik kapatabilirsiniz. Böylece atık sorunuda yaşamazsınız. Peki Fransa veya Amerikada çıkan atıklar nereden?

NS dan çıkan kullanılmış çubukları içinde Plütonyüm birikmektedir ve oranı%0.6 civarındadır. "Ayrıştırma" tesislerinde bunu ayırmaya kalkınca ciddi oranda atıklarınız çıkar ve Atom bombası yapacak miktarda da Plütonyumu elde edersiniz. İşte kavga buradadır. Atom bombasına giden ikinci yol olan bu metod ile birinci yol olan "Zenginleştirme tesisi" hakkındaki İRAN kavgası meseleyi ortaya koymaktadır. (Bak: Atom bombası yapımı) Bilimsel gerçekler böyle. Ülkemizde yaratılan nükleer karşıtlığının altında yatanda budur. Batı genelde istemediği bir durumu; "o ülke vatandaşlarına yaptırmanın yolunu ve psikolojik taktikleri" çok iyi kullanan yapıdadır. İşte aldatılan içimizdeki dernek ve insanların bilmeden neye ve kime hizmet ettiklerinin takdirlerini size bırakıyoruz!!!

e. Alternatif Enerji Kaynakları:
Rüzgar, Güneş, Jeotermal, Bio, foto voltaik gibi tabiata zarar vermeden ve atığı olmadan enerji üreten sistemlere verilen isimdir. Rüzgar ve Güneş bu grubun liderleridir.

Rüzgar Enerjisi: 30-40 metre yükseklikte rüzgar yardımıyla dönen 2 veya 3 adet kanattan oluşan ve bu enerjiyi içindeki mevcut jenaratörü çevirerek elektrik elde eden sistemlerdir. Kanat boyları 25 metreye kadar çıkabilir ve 17-38 devir/dakika hızında dönerler. Ortalama 600-800 KW güçünde olan sistemlerden en az 2 adedi bir arada kullanılarak "enerji alanı" oluşturulur. Verim oranı %20-30 civarlarındadır. Ortalama maliyetleri 1 milyon$/adet mertebesindedir. Amerika bu konuda lider durumda olup 1.600MW kurulu güce sahiptir. Türkiye kurulu kapasitesi ise 75 MW'tır. Enerji Bakanlığınca 1.460MW değerinde yatırım lisansı verilmiştir. (Eylül-2006). Rüzgar enerjisinin alehte kullanılan yönleri de mevcuttur. Gürültü kirlililği, kuşların gece çarparak ölmesi, doğru akım ürettiği için akü ve convertör bulunması hem manyetik kirlilik hemde akü nedeni ile çevre problemi yarattığını karşıtlar sürekli gündeme getirir. Ancak gelişen teknoloji bu sorunları çözmeye başlamış, önümüzdeki 5-6 yıl içinde bu sorunlar, ortadan kalkacaktır düşüncesindeyiz. Şimdilik ilk yatırım maliyetinin pahalı olması dezavantajı mevcuttur. Bu yatırımlarda ülkemizin en önemli eksiği, henüz yerli üretimin olmayışıdır.

Bozcaada da kurulan 17 adetlik özel sektör enerji tesisi (Bores-Demirer Grubu) tarafından yapılmış olup en son teknolojiyi kapsamaktadır. 10,2 MW kurulu gücü mevcuttur. Gürültü sorunu, akü sorunu bu sistemde yoktur. Yeni Kanat tasarımı gürültüyü azaltmış, Jenaratör pervaneye direkt bağlanmış ve alternatif elektrik üretimine geçilmiştir. 2 adedi adanın tüm ihtiyacını karşılamakta olup diğer kısmı deniz altında çekilen kablo ile karaya ve dolayısı ile enterkonnekte sisteme aktarılmaktadır. Yörenin rüzgar kapasitesi ise 365 günde 350 gündür.

Bir diğeri özel sektör yatırımı Alaçatı-İzmir'de 15 adetlik 15x500KW yani 7.5 MW gücünde yapılmıştır.

Bandırma'da (Bares-Bilgin Enerji) tarafından yeni 20 adetlik bir sistem Temmuz 2006 ayında hizmete alınmıştır. Yapımı 1 yıl süren ve 20 milyon$ maliyetli tesis, yılda 120 milyon KWs enerji üretecektir. Bu enerji de 100.000 nüfuslu Bandırma ilçesinin elektrik ihtiyacını karşılayacaktır. Ref: www.eie.gov.tr

Güneş Enerjisi: Güneş enerjisi güneşin çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisidir, güneşteki hidrojen gazının Helyum'a dönüşmesi şeklindeki füzyon sürecinden kaynaklanır. Dünya atmosferinin dışında güneş enerjisinin şiddeti, aşağı yukarı sabit ve 1.370 W/m² değerindedir, ancak yeryüzünde 0-1.100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. Bu enerjinin dünyaya gelen küçük bir bölümü dahi, insanlığın mevcut enerji tüketiminden kat kat fazladır. Güneş enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970'lerden sonra hız kazanmış, güneş enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düşme göstermiş, çevresel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.

Güneş enerjisi teknolojileri yöntem, malzeme ve teknolojik düzey açısından çok çeşitlilik göstermekle birlikte iki ana gruba ayrılabilir:

  • Isıl Güneş Teknolojileri: Bu sistemlerde öncelikle güneş enerjisinden ısı elde edilir. Bu ısı doğrudan kullanılabileceği gibi elektrik üretiminde de kullanılabilir. Ancak henüz elektrik konusunda yeterli teknolojik gelişim sağlanamamıştır ve maliyetler oldukça yüksektir.
  • Güneş Pilleri: Fotovoltaik piller de denen bu yarı-iletken malzemeler güneş ışığını doğrudan elektriğe çevirirler.
  • Güneş Kollektörleri: Türkiye'de güneş enerjisinin en yaygın kullanımı sıcak su ısıtma sistemleridir.Halen ülkemizde kurulu olan güneş kollektörü miktarı 2001 yılı için 7,5 milyon m2 civarındadır. Çoğu Akdeniz ve Ege Bölgelerinde kullanılmakta olan bu sistemlerden yılda yaklaşık 290 bin TEP (ton eşdeğer petrol) ısı enerjisi üretilmektedir. Sektörde 100'den fazla üretici firmanın bulunduğu ve 2000 kişinin istihdam edildiği tahmin edilmektedir. Yıllık üretim hacmi 750 bin m² olup bu üretimin bir miktarı da ihraç edilmektedir. Bu haliyle ülkemiz; dünyada, kayda değer bir güneş kollektörü üreticisi ve kullanıcısı durumundadır. Avrupada ise birinci sıradadır.
Güneş kollektörlerinin ürettiği ısıl enerjinin birincil enerji tüketimimize katkısı yıllara göre aşağıda yer almaktadır.

Yıl Güneş Enerjisi Üretimi (bin TEP)
1998 210
1999 236
2000 262
2001 290

 

  • Güneş Pilleri - Fotovoltaik Sistemler: Güneş pilleri, halen ancak elektrik şebekesinin olmadığı, yerleşim yerlerinden uzak yerlerde ekonomik yönden uygun olarak kullanılabilmektedir. Bu nedenle ve istenen güçte kurulabilmeleri nedeniyle genellikle sinyalizasyon, kırsal elektrik ihtiyacının karşılanması vb. gibi uygulamalarda kullanılmaktadır. Ülkemizde halen telekom istasyonları, Orman Genel Müdürlüğü yangın gözetleme istasyonları, deniz fenerleri ve otoyol aydınlatmasında kullanılan güneş pili kurulu gücü 300 kW civarındadır. Ref: www.eie.gov.tr
  • Jeotermal Enerji: Ülkemizde Jeotermal konusunda MTA tarafından açıklanan toplam kapasite 31.500 MW'tır. Ancak bu değere tüm enerji camiası ihtiyatla yaklaşmaktadır. Bu enerji türünde iki türlü kullanım söz konusudur:

a. Jeotermalin ısı gücünü kullanarak konut ve seraların ısıtılması, (1.217MW)

b. Isıl gücün elektrik enerjisine çevrilmesidir. Kızıldere-Denizli Sant. (12MW)

Bugünkü ülke gerçeğimiz şu değerlerdedir:

Açığa Çıkan Kapasite Kullanılan Kapasite
3.520 MWt 1.229 MW

 

Çalışan Elektrik Santrali : 12 MWe Kızıldere - Denizli
İnşâ halinde Santral : 45 MWe Germencik - Aydın
7 MWe Sultanhisar - Aydın

Kaynak: MTA-2006