Gelişmekte Olan Ülkelerin Nükleer Stratejileri

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN NÜKLEER STRATEJİLERİ

GİRİŞ
Ticari amaçla elektrik enerjisi üreten ilk nükleer santral 1956 Ekiminde İngiltere’de faaliyete geçmiş olan Calder Hall-1 santralidir. O günden bugüne 537 nükleer santral kuruldu. Halen bunlardan toplam gücü 356746 Mwe olan 442 reaktör 31 ülkede güvenli bir şekilde çalışmaktadır.

Bu gibi ülkeler;

  • Enerji üretiminde dışa bağımlılıktan olabildiğince kurtulmak,
  • Elektrik enerjisi üretiminde kaynak çeşitliliği sağlamak,
  • Çevre dostu bir enerji türü seçmiş olmak,
  • İleri ve prestijli bir teknolojiye sahip olmak

Amacı ile nükleer enerjiden yararlanmayı enerji üretim stratejilerinin bir öğesi haline getirmişlerdir.

Büyük yeni rezervlerin bulunamaması halinde, birincil enerji kaynaklarından petrolün 2050, doğalgazın 2070 ve kömürün de 2150 yıllarında tükenmiş olacağı öngörülmektedir. Bu durum karşısında pek çok ülke kısa ve orta vadede çıkar yolun nükleer enerji olduğunu düşünmektedir.

Gelişmiş ülkelerden Fransa daha ellili yılların sonundan itibaren tüm elektrik enerjisini nükleer kaynaklardan sağlamayı planlamış ve bir devlet politikası haline gelen politikasından asla sapmamıştır. Bu ülke elektrik üretiminin yaklaşık %75’ini nükleer santrallerden sağlamaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerden bu alanda ileri adım atanlardan bazılarının nükleer program ve stratejilerini aşağıda inceleyeceğiz.

ARJANTİN
Arjantin’de toplam net güçleri 935 Mwe olan iki adet PHWR tipi reaktör (Atucha-1 ve Embalse) işletimde olup 2001 yılında 6,541.1 GWh elektrik üretmişlerdir ki bu da ülkedeki toplam elektrik üretiminin yaklaşık %8.5’idir. 692 Mwe gücündeki PHWR tipi Atucha-2 rektörünün yapımı sürmektedir.

Arjantin’nin ticari nükleer güç geliştirme programı altı devreye ayrılabilir:

1950’den 1958’e kadar olan birinci safhada;

  • Nükleer araştırma merkezi CNEA’nın kurulması kararı alındı,
  • Çok sayıda insan nükleer teknoloji sahasında, çoğunlukla yurt dışında eğitildi,
  • 100 KWt’lik Argonaut araştırma reaktörü inşa edildi.

1958’den 1967’ye kadar ki devrede;

  • 5 MWt gücünde bir ışınlama reaktörü design edildi ve inşa edildi,
  • Uranyum çıkartılmasına başlandı,
  • CNEA'da güç reaktörünün fizibilite etüdleri yapıldı.

1967’den 19762ya kadar olan devrede;

  • İki ağır su reaktörü (Siemens’den alınan 375 Mwe’lik PHWR Atucha-1 ile Canada’dan alınan 648 Mwe’lik CANDU, Embalse) için anahtar teslimi yapılan ihaleler sonuçlandırıldı. Atuca-1 1974’DE, Embalse 1984’de işletmeye alındı.

Her iki reaktör için yapılan kontratlar da farklıydı;

Birinci reaktör işler durumda anahtar teslimi alınırken ikinci reaktörde, CNEA’nın gözetiminde ülke sanayisinin önemli katılımları söz konusuydu.

  • Uranyum araştırılması ve üretimi hızlandırıldı
  • Yerel olarak dizayn ve imal edilen ufak bir reprosessing tesisinde Latin Amerika ülkelerinin ilk plütonyumu elde edildi.

1977’den 1987’ye kadar olan devrede;

  • Nükleer yakıt çevrimini tamamlamak ve nükleer güç santrallerinin yerel olarak dizayn ve inşa amacına yönelik olan geniş çaplı çalışmalar yapıldı. Pilcaniyeu’da bir uranyum zenginleştirme tesisi kuruldu.
  • 1979’da hükümet 1997’de devreye girmesi planlanan 4 nükleer santral yapımını onayladı. Fakat şimdiye kadar ancak, Siemens-Kraftwek Union’a Atucha-2 (PHWR) reaktörü ısmarlandı,
  • Kasım 1987’de hazırlanan yeni bir milli enerji plânında 2000 yılı için 700 MWe’lik yeni bir reaktör öngörülmüştü. Ancak şimdiye kadar sonuçlandırılamadı.

Atucha-2 ‘nin finansman zorlukları ve bilhassa dış borçlar yüzünden, yapımı zaman zaman kesintiye uğrayarak, 1988 yılında %52’si tamamlanmasına ve 1994’de devreye girmesinin planlanmasına rağmen hala devreye girebilmiş değildir! Kasım 1988’de Alman Hükümeti ve Siemens'le imzalanan yardım paketinin gerekleri doğrultusunda CNEA’nın yıllık bütçesi 700 milyon doların %24’ü borç ödemelerine gitmektedir.

Tablo-1 : Nükleer santral yapımına yerel katkı payları


Atucha-1

Embalse

Atucha-2

Toplam Maliyetteki

Payı (%)

Mühendislik

0

34

100

8

İnşaat

100

100

100

15

Montaj

53

94

90

17

Electromekanik

Araç ve Gereç

15

33

65

60

1987’den günümüze ;

  • Arjantin ile Brezilya arasında nükleer konularda işbirliği geliştirildi ve bu meyanda Arjantin-Brezilya Nükleer Endüstri Komitesı (CEABAN) kuruldu. Antlaşma protokolü (Protokol No. 17) Ağustos 1989’da imzalandı. Amaç her iki tarafın gücünü birleştirerek sağlam bir endüstriyel yapıya kavuşmak ve konudaki yabancı müdahalelerden kurtulmak idi.

Bu kuruluşla Latim Amerika ülkelerinde ilk olarak kamu sektörü yanında özel sektörde nükleer sahada hizmet vermeye başladı. Öyle ki iki ülkeden şirketler, iki ülkenin en önemli ik projesinde, Atucha-2 ile Angra-2’de, rakip firmalar olarak da yer aldılar. Ancak her iki reaktörde ki finansal zorluklar yüzünden Angra-2 ancak 2000 yılında devreye girdiyse de henüz Atucha-2 devreye giremedi.

BREZİLYA

Brezilya’da PWR tipi 626 Mwe gücündeki Angra-1 ve 1275 Mwe gücündeki Angra-2 reaktörleri işletmede olup geçen yıl toplam 14,352 GWh elektrik enerjisi üreterek ülke üretiminin %4.3’ünü karşılamıştır.

1950 yılında Brezilya hükümeti nükleer minerallerin ihracatını kontrol altına aldı. Aynı yıllarda milli nükleer teknolojiyi geliştirmek fikri ve arzusu vardı. Nükleer çalışmaların önemini vurgulamak üzere, Milli Nükleer Enerji komisyonu (CNEN) cumhurbaşkanına bağlandı.

Nükleer gelişme hem yerel hem de yabancılarla işbirliği çerçevesinde sağlandı. A.B.D.’den alınan İlk araştırma reaktörü 1956 senesinde Sao Paulo’dai Enerji ve Nükleer Araştırmalar Enstitünde çalışmaya başladı. İkinci bir araştırma reaktörü de 1960’da, şimdiki adı Nükleer Teknoloji Geliştirme Merkezi (CTDN) olan, o zamanki Radyoaktif Araştırmalar Enstitüsü’nde çalışmaya başladı.1965 yılında Brezilyalıların çok büyük bölümünü yaptıkları bir Argonaut araştırma reaktörü A.B.D.’nin desteği ile yapıldı ve aynı yıl iki ülke arasında Nükleer İşbirliği anlaşması imzalandı.

1968 Brezilya enerji üretim programına nükleeri de dâhil etti. Bu amaçla, yapım ve işletmesinde deneyim kazanmak maksadıyla, ilk reaktörünün yapımını planladı ve 1972 senesinde A.B.D. ile olan işbirliği antlaşmasının bir uzantısı olarak, Angra-1 santralının yapımını Westinghouse’a verdi.

Yerli endüstrinin Angra-1’in yapımındaki çok düşük katkıları üzerine, hükümet uzun vadede nükleer alanda pazar sağlayacak olan nükleer santraller geliştirme programını takip etmeye başladı. Bu program çerçevesinde hükümet dış kaynaklardan bağımsızlığı sağlayacak şekilde ilk santralin yapımına paralel gidecek bir yakıt çevrimi teknolojisini takip etmeyi bir strateji, olarak benimsedi. Böyle bir programın parametrelerini tespit etmek üzere yapılacak fizibilite çalışması için aşağıdaki hususlar göz önüne alındı:

  • Nükleer programın elektrik enerjisi üretimi milli planlaması içine alınması,
  • Programın yakıt çevrimi çalışmalarıyla koordinasyonu,
  • Programın milli mühendislik ve nükleer enerji sanayisi ile koordinasyonuna,
  • Gerekli insan gücünün ve onların eğitim ve öğretim ihtiyaçlarının tespiti
  • Teknoloji transferi ve
  • Finansal kaynaklar

İncelemelerin sonucunda 1300 Mwe’lik bir PWR alınmasına karar verildi. Bu karar hükümetin yabancı bir ortakla, nükleer santral ve yakıt çevrimini içeren kapsamlı bir anlaşma yapmasını gerektiriyordu.

1969 yılından beri Almanya, Brezilya ile yaptıkları bilimsel ve teknolojik alanda işbirliği çerçevesinde zaten çalışmalar yapmaktaydı. 1975 yılında nükleer enerjinin sulhçu maksatlarla kullanımı yönünde bir antlaşma imzaladı. Antlaşmanın ana hatlarına göre; 8 adet standart 1300Mwe’lik PWR’ın yapımına ilişkin olarak Brezilya ilk iki reaktör için elektromekanik parçaların %30’unu sağlayacak ve bu pay son iki reaktörde %70’e çıkacaktı. Bunun için Brezilya’nın nükleer kamu kuruluşu olan NUCLEBRAS ile SİEMENS/KWU, NUCLEN adı altında ortak bir mühendislik firması kurdu. Bu kuruluş nükleer santrallerin dizaynını yapacak ve inşasını yönetecekti. Buna paralel olarak başka bir kuruluş, NUCLEP, nükleer buhar üretim sisteminin ağır parçalarını imal edecekti.

İlk dört reaktör için gerekli ithalat Almanya’dan yapılacaktı. Son dört tane içinse Brezilya uluslararası ihale açabilecekti.

Aynı zamanda Brezilya uranyum rezervlerini tespit edecek ve sonuçta sarı pastadan zenginleştirmeye ve yakıt imalına kadar yakıt çevrimini gerçekleştirecek yerli sanayi kapasitesini geliştirecekti.

Ne yazık ki Brezilya açısından, bütün bu çalışmalar planlan ve istenilen sonucu verememiştir. Angra-2’nin durumu buna örnektir.

HİNDİSTAN
Aralık 2002 itibariyle Hindistan’da 12’si PHWR tipi, 2’si BWR tipi olan 14 reaktör işlemekte olup toplam kapasiteleri 2503 Mwe’dir. Bu reaktörler düşük güçlü reaktörler olup, kapasiteleri 90 ila 202 Mwe arasındadır. 2001 yılı toplam üretimleri 17,320 GWh olup ülkedeki elektrik üretiminin % 3.7’sini sağlamaktadırlar. Yapım safhasında olan 8 reaktörün de toplam kapasitesi 2693 MWe’dir. Bu reaktörlerin ikisi yaklaşık 905 Mwe gücünde WWER tipi reaktörlerdir. Geri kalan 6 reaktör PHWR tipi olup 4 tanesi 202 Mwe’lik 2 tanesi 490Mwe’lik reaktörlerdir. Bu reaktörler tamamen yerli yapımdır.

Hindistan’ın nükleer gücünün kurucu atası büyük fizikçi Homi Bhabha, 1944 yılında yaptığı bir konuşmada ‘’Gelecek birkaç on yılda, nükleer güç, enerji üretimine başarılı bir şekilde uygulandığında, Hindistan uzman aramak için gözünü dışarıya çevirmemelidir.’’ demişti. Aynı yıl Tata Temel Araştırmalar Merkezini kurdu ve 1946’da yeni kurulan ve sonradan Atom Enerji Komisyonu adını alacak Atom Enerjisi Araştırma Komitesi başkanı oldu. 1966 yılındaki trajik ölümüne kadar, Nehru ile olan yakın dostluğu, sanayici Tata ailesinden oluşu ve uluslararası bilim çevrelerindeki ağırlığı, ülkenin nükleer programını istediği şekilde planlayarak tatbikata geçirmesine yardımcı oldu.

1950’lerde ve altmışlı yılların başlarında insan gücünün geliştirilmesine, eğitimine ve öğretimine büyük önem verilerek bilimsel ve teknolojik bir temel yaratıldı. Bhaba’nın planı, ülkenin nükleer maden kaynaklarını (Uranyum, Toryum) ve sanayisinin altyapısını ve potansiyelini göz önüne alarak hazırlanan gerçekçi bir plandı. Hint hükümetleri Bhaba’nın çizdiği plandan ayrılmayarak ülkeyi nükleer hem sivil hem de askeri alanda bir güç haline getirdiler. Öyle ki Hindistan Atom Enerjisi Komisyonu başkanı geçen sene yaptığı bir konuşmada Hindistan 2020 yılında 20,000 Mwe kapasitesinde bir nükleer güce sahip olacaktır dedi.

Hindistan bugün bir nükleer santrali tamamen kendi imkânlarıyla inşa edecek kapasitededir. Ülkenin bu konudaki gelişimini aşağıdaki tablolardan görmek mümkündür.

Tablo-2 : Hint PHWR’larının ana parçalarının menşei

Santral

Yıl

Kalandirya

Uç noktası

Zırhları

Buhar

Üreticileri

Birinci

Devre soğutucu pompa motoru

RAPP-I

1964

Kanada

Kanada

Kanada

Kanada

RAPP-2

1967

Hint

Hint

Hint

Kanada

MAPP-1

1967

Hint

Hint

Hint

Fransa

MAPP-2

1971

Hint

Hint

Hint

Fransa

NAPP-1

1974

Hint

Hint

Hint

Almanya

NAPP-2

1974

Hint

Hint

Hint

Hint

GÜNEY KORE
Güney Kore’de halen toplam güçleri 14890 Mwe olan 18 reaktör 112,133 GWh elektrik üreterek, ülke üretiminin %39.3’ünü sağlamaktadırlar. Bu 18 reaktörden 14’ü PWR geri kalan 4’ü PHWR tipidir. Kapasiteleri 960 Mwe olan iki PWR tipi reaktörde yapım aşamasındadır. 2030’da nükleer kapasitesinin bugünkünün iki katından fazlasına çıkartılması öngörülmektedir. Güney Kore’nin dünyanın en büyük ikinci kömür ve sıvı gaz ile dördüncü petrol ithalatçısı olduğunu belirtmekte fayda vardır.

Seksenli yılların başında Türkiye ile Güney Kore, nükleer uygulamalar açısından aynı düzeyde bulunmaktaydılar. Ancak Güney Kore nükleer enerjiden yararlanmak konusunda ülke yararına ulusal bir politika ve strateji tespit etmiş ve şimdiye kadarki hükümetler bu politikadan ayrılmamışlardır. Bu politik kararlılık bugün Kore’yi :

  • Nükleer enerji kaynaklı elektrik üretiminde,
  • Nükleer santral teknolojilerine hakimiyette,
  • Ve bu alanda yaratıcılıkta

Yalnız Türkiye’nin değil, birçok ülkenin de önüne geçirmiştir. Güney Koreliler 2002’de devreye girecek reaktörler göz önüne alındığında 15 reaktör inşa etmiş olacaktır. Ayrıca bu nükleer santrallerin önemli bir kısmının jeneratörleri de artık Güney Kore’de Hanjung firması tarafından imal edilmektedir.

Güney Kore’nin nükleer güç alanındaki adım adım ilerlemesini aşağıdaki tablodan takip etmek mümkündür.

Tablo-4 : Güney Kore’nin nükleer santrallerdeki payı

Santral tipi

( % )

LWR-1

8

LWR-2

10

CANDU( Wolsung )

11

LWR-3/4

29

LWR-5/6

35

LWR-7/8

41

Güney Kore henüz kendi yapımı olan bir nükleer santral ihraç etmiş değildir ama özellikle Çin Halk Cumhuriyet’inin

  • Atom Enerji Kurumu ile Elektrik Üretim Bakanlığı’na hem danışmanlık yapmakta,
  • Guangdong nükleer santrali için işletme ve bakım hizmetleri vermekte,
  • Qinshan CANDU Projesi ihalesine danışmanlık yapmakta,
  • Shandong Haiyang nükleer santralinin inşaatının ön etütlerini yapmakta,
  • Ve Güney Kore santrallerinin elektrojenerator ve diğer parçalarını üreten Hanjung firması da Qinshan CANDU Projesi için benzeri teçhizatı temin etmeyi taahhüt etmiştir.