Hidrojen Geleceğin Enerjisi Değildir

Hidrojen Geleceğin Enerjisi Değildir
Prof. Dr. Osman SEVAİOĞLU
Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü,
Orta Doğu Teknik Üniversitesi,
06531, Balgat, Ankara

Hidrojen Nedir ?
Dünyamızda saf olarak bulunmayan hidrojen, aslında primer enerji kaynağı ile tüketici arasında bir taşıma aracı görevi gören basit bir elementten ibarettir.

Böyle olmasına rağmen, bazı uydurma bilim adamlarının, fanatiklerin ve popülist politikacıların hidrojen enerjisini kamu oyuna sorunlarımızın köklü bir çözümü olarak öne sürmeleri sonucunda konu maalesef toplumumuzda sanki bir çözüm gibi yaygın bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır.

Hidrojendeki enerjisi üzerinde; nereden ve nasıl elde edileceği, nasıl depolanacağı ve taşınacağı, bu işler için ne kadar yatırım gerekeceği, nasıl taşınacağı ve de hidrojen enerjisinin ticari olarak uygulanabilir olup olmadığı gibi konular üzerinde cevaplanması gereken birçok soru mevcuttur.

Konu üzerinde birtakım ciddi girişimlere ve yatırımlara başlamadan önce konunun ülkemiz açısından gerçekten önemli olup olmadığını, ortaya atılan bu fanatik iddiaların geçerliliğini ciddi bir şekilde incelemek, akademik ahlak sahibi ve bu ülkeyi seven, bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen dürüst akademik insanlar için artık maalesef bir görev haline gelmiştir.

Tüm enerji teknolojileri, fizik, mühendislik ve ekonominin acımasız ve şaşmaz temellerine dayanmak zorundadır. Bu temeller doğa kanunlarıdır. Bu temellere dayanmadan ortaya atılan iddialar zaten mistik bir yapısı olan ve inanca yönelik kültürel özellikleri ağır basan bir toplum olmamız nedeniyle kolayca toplumu ve insanları yanlış yönlere doğru yönlendirebilecek ve kandırabilecek bir hale gelebilmektedir. Aklın sınırı her zaman vardır, ama akılsızlığın ve ölçüsüzlüğün sınırı yoktur. Ülkemiz yakın tarihinde, kansere çare bulduğunu iddia eden birtakım uydurma doktorlardan tutun da, okuduğu bir bardak suyu içince hastalıkları iyileştireceğini iddia eden kimseler görülmüştür.

Konu üzerinde aklı başında bilim adamları tarafından ortaya konulan bunca delile, tabiat kanunlarına, batıda yapılan bu kadar bilimsel araştırmaya ve bunlara dayanan raporlara [1]-[3] rağmen, ülkemizde konu lehindeki kampanyanın giderek artan bir şekilde, hatta siyasi iradeyi de ardına alarak devam ediyor olması ve basında, televizyonlarda tartışılarak bu hale gelmesi, konunun menfaate dayalı birtakım ticari lobiler tarafından akıllıca belli bir yöne doğru yönlendirildiğini akla getirmektedir.

Hidrojen gerçekten bir enerji midir ?

Öncelikle, konuya herkes tarafından bilinen ve tarafımızca da kabul edilen bir gerçek ile başlayalım: Fosil yakıtlara dayalı enerji üreten çevirimlerin istisnasız tümünde, çevreye zararlı birtakım gazlar ve atıklar ortaya çıkar ve çevre kirlenir.

Bu gerçek doğrultusunda, fosil yakıtların yakılması ile elde edilecek elektrik enerjisi kullanılacak ise, bu şekilde elde edilecek hidrojenin de aynı ölçüde çevreye zarar vereceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.

Hidrojen dünyamızda sadece hidrokarbon, hidrojen-sülfit bileşikleri ve su halinde bulunmaktadır ve bu bileşiklerden hidrojeni ayrıştırabilmek için belli bir enerji gerekmektedir. Bu enerji ise, genellikle elektrik enerjisidir ve bu ayrıştırma işlemi sonucunda elde edilen hidrojen daha sonra tekrar yakıldığı zaman ortaya çıkan enerjiden daima daha fazladır. Doğada "enerjinin sakımı" olarak bilinen ve herkes tarafından kabul edilmiş olan bu prensip bir tabiat kanunudur.

Bu açıdan bakılınca, hidrojenin bir enerji kaynağı değil, sadece bir taşıma aracı olduğu görülmektedir.

Bir başka ifade ile, fosil yakıtlarındaki kimyasal enerjinin önce elektriğe, daha sonra hidrojene, daha sonra tekrar elektrik ve/veya mekanik enerjiye dönüştürülmesi ile ne çevirim sürecinin veriminin arttırılabilmesi, ne de çevreye zarar veren bu zararlı atıklardan kurtulunması mümkün değildir.

Şimdi bu noktada hidrojen enerjisi savunucuları tarafından cevaplanması gereken temel soru, suyu bu şekilde ayrıştırarak elde edilen hidrojenin depolanarak, son-tüketicilere, yani piyasaya sunulmasının ve bu hidrojenin tüketici tarafından yakıt hücrelerinde yakılarak tekrar elektrik elde edilmesinin ticari bakımdan uygulanabilir olup olmadığıdır.

Öte yandan aynı tür bir enerji iletimi, ulusal elektrik sistemi kullanılırsa, sadece % 10 kayıpla sonuçlanmaktadır. Tehlikesizliği, temizliği, sessizliği, güvenliği, ucuzluğu da işin cabasıdır.

Gerçek Temiz Enerji Nedir ?
"Gerçek Temiz Enerji" sadece rüzgar, güneş, jeotermal, akarsu gibi "yenilenebilir" enerji kaynaklarından elde edilen enerjidir. Bir başka ifade ile, bu yenilenebilir enerjilerin gerçekten temiz enerji kaynakları olduğu doğrudur. Teşvik edilmeleri gerektiği de tamamen doğrudur.

Örnek olarak, doğalgazdan hidrojen ede edildiği zaman sera gazı olarak bilinen karbon dioksit açığa çıkmakta ve bu gaz atmosfere bırakılmaktadır. Öte yandan, suyun hidrojen ve oksijen şeklinde iki elemente ayrıştırılması ise enerji gerektirir. Bu enerjinin üretimi ise alışılmış yollar, yani fosil yakıtlar kullanılarak yapıldığı takdirde ortaya çıkan atıklar çevreyi kirletir.

Hidrojeni bir çözüm olarak ortaya atanların dillerinden düşmeyen iddia; "hidrojenin rüzgar, güneş, jeotermal, akarsu gibi "yenilenebilir" enerji kaynaklarından elde edildiği zaman kendisinin de temiz olacağı"dır. İlk bakışta doğru gibi görünen bu iddia aslında tam bir safsatadan ibarettir. Zira, buradaki temizlik, hidrojene ait değil, tamamen bu yenilenebilir enerjilere ait olan bir özelliktir. Bir başka ifade ile, ,bu temiz enerjilerin, yani, rüzgar, güneş, jeotermal, akarsu gibi "yenilenebilir" enerji kaynaklarından elde edilen bu enerjilerin, hidrojen gibi bir ara taşıyıcıya gerek kalmadan direkt olarak ulusal elektrik şebekesi yardımı ile son derece verimli bir şekilde ve hiçbir çevre kirliliği yaratmadan taşınması her zaman mümkündür, bu teknoloji halen mevcuttur ve de çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Esasen, ticari olarak işletilen yenilenebilir enerji santrallerinin tümü üretimlerini halen bu şekilde şebekeye vermektedirler.

Sonuç olarak, temiz enerji kaynakları kullanılarak elde edilen hidrojenin kendisinin de temiz bir enerji olduğu yönündeki iddia bir safsatadan ibarettir.

Öte yandan, hidrojen enerjisinin ulusal elektrik iletim sisteminin yerini alabilmesi, yani, enerjinin elektrik yerine hidrojen ile taşınması, bu yöntemin elektriğe göre daha verimli, daha ucuz, daha pratik olduğunun ispatlanması ve uygulanmaya başlanması ile kabul edilebilir. Mevcut durumda, hidrojen böyle bir ispatlanmadan ve kabul edilebilirlikten çok ama çok uzaktadır.

Çevirim Kayıpları
Hidrojenin ilk halinden tüketiciye kadar olan çevirimi ve bu çevirimin ekonomik analizi Bossel, Eliasson ve Taylor tarafından incelenmiştir(1). Almanya'da yapılan bu araştırmanın sonuçlarına göre, suyu bu şekilde ayrıştırarak elde edilen hidrojenin depolanarak, son-tüketicilere, yani piyasaya sunulmasının ve bu hidrojenin tüketici tarafından yakıt hücrelerinde yakılarak tekrar elektrik elde edilmesindeki verimlilik sadece % 25'tir. Bir başka ifade ile, böyle bir işlem sonucunda enerjinin % 75 i, evet tam % 75 işlem esnasında kaybolmaktadır Böyle bir çevrimde enerji santralı ile son kullanıcı arasındaki zincirde bu enerjinin % 50 si kaybolmaktadır. Bundan da kötüsü, eğer bu hidrojen tekrar elektriğe çevrilmeye kalkışılırsa, bu enerjinin de yarısı bu çevrim esnasında kaybolmaktadır. Bir başka ifade ile, sürecin girişinden verilen enerjinin ancak % 25'i tüketiciye ulaşabilmektedir.

Öte yandan, iyileştirilmiş elektrik iletim ve dağıtım sistemlerinde toplam ortalama kayıp % 10 civarındadır. Yani, elektrik ile enerji iletiminin verimi, hidrojen ile enerji iletiminin veriminin çok üzerindedir. Bu işlem ile ilgili diyagram Şekil 1 de gösterilmiştir.

Bu çalışmanın sonuçları Tablo 1.de görülmektedir. Tablodaki rakamlar hidrojenin geçirdiği çeşitli fiziksel süreçlerde ortaya çıkan kayıpları göstermektedir. Bu sonuçlara göre hidrojenin ticari olarak elektrik ile enerji taşıma teknolojisinin yerine geçmesi hiçbir zaman mümkün görünmemektedir.

Tablo 1. Hidrojenin kaynaktan son kullanıcıya kadar olan çevirimi ve bu çevirimin ekonomik analizi (1).

İşlem Teknik Detaylar
Hidrojenin HHV'ye Oranı %
Toplam Enerji MJ/Kg
Enerji Kayıpları MJ/Kg
Hidrojenin HHV'ye Oranı %
Sıkıştırma 1.76 Volt, 1 Bar 203 143 61 43
  1-200 bar 10 7 10 7
  1-400 bar 13 9 13 9
  1-800 bar 17 17 17 12
Sıvılaştırma 100 kg/Saat 65 46 65 46
  1000 kg/saat 45 32 45 32
  10.000 kg/saat 35 25 35 25
Taşıma 200 bar x 200 km 18 13 18 13
  200 bar x 400 km 36 25 36 25
  Sıvı x 200 km 3 2

 

3 2

 

Boru hattı

 

10 bar x 1000 km 12 9 12 8
Doldurma İstasyonlarında elektroliz Günde 60 bin litre benzin eşdeğeri 222 156 80 56
           
Taşıma 100-400 bar 5 4 5 4
Yakıt Hücresi

 

  142 50   50

(*) HHV (Higher Heating Value) Hidrojenin Üst Isıl Değeri (142 MJ/kg)

Tablodaki kayıpların birtakım araştırma ve geliştirme çalışmaları ile azaltılması da pek mümkün görünmemektedir. Tam tersine, bu işlemler için kullanılan elektrik motorlarındaki ısınma ve sürtünme ve hat ve kablolardaki omik kayıplar, hidrojenin taşınması esnasında belli bir kısmının kaybolması gibi kayıplar da hesaba katıldığı zaman bu kayıplar daha da artmaktadır.

Prensip olarak hidrojen kaynaktan tüketiciye kadar aşağıdaki gibi dört farklı alternatif süreç ile taşınacaktır (1).

Taşıma Yöntemi -1:
Hidrojen önce merkezi bir yerde sudan elektroliz ile elde edilecek, daha sonra 200 bar basınç altında dağıtım istasyonlarına taşınacak, buralarda 100 bar altında depolanacak, daha sonra araçlara aktarılılabilmesi için 400 bar altında pompalara, buradan da 350 bar altında araçlara aktarılacaktır.

Taşıma Yöntemi -2:
Hidrojen önce merkezi bir yerde sudan elektroliz ile elde edilecek, daha sonra sıvılaştırılarak dağıtım istasyonlarına taşınacak, buralarda depolanacak, daha sonra da araçlara aktarılacaktır.

Taşıma Yöntemi -3:
Hidrojen dağıtım istasyonlarında, yani kullanıldığı yerlerde sudan elektroliz ile elde edilecek, buralarda 100 bar altında depolanacak, daha sonra da 400 bar altında pompalara buradan da 350 bar altında araçlara aktarılacaktır.

Taşıma Yöntemi -4:
Hidrojen önce merkezi bir yerde sudan elektroliz ile elde edilecek, daha sonra da "Bor" gibi alkali bir metale emdirilerek bor-hidrit haline dönüştürülecek ve bu haliyle dağıtım istasyonlarında depolanacak, daha sonra da araçlara aktarılacaktır.

Süreçlerin Kayıpları
Suyun elektrolizi esnasında kullanılan elektrik enerjisinin % 50'si; hidrojenin elde edilmesi, taşınması, depolanması, pompalanması ve son tüketiciye kadar ulaştırılmasına kadar geçen süreç içinde kaybedilmektedir.

Öte yandan, verimi en yüksek yakıt hücrelerinde dahi, verimliliğin ancak % 50 olması nedeniyle, geriye kalan enerjinin yarısı da bu süreçte kaybedilmekte ve sonunda ilk verilen enerjinin % 75 i toplam süreçte kaybedilmiş olmaktadır.

Özet olarak, hidrojen enerjisinde ilk kaynak ile son tüketici arasındaki sürecin toplam verimliliği sadece % 25 tir.

Tablo 2. Çeşitli Taşıma Yöntemlerinde Enerji Kayıpları (1).

Süreç Enerji Taşıma Yöntemi    
  Kaybı 1 2 3 4
  (MJ/kg) Merkezi Sıvılaştırılmış Dağıtım İstas. Bor-Hidrit
    Elekroliz   Elekroliz  
    (MJ/kg) (MJ/kg) (MJ/kg) (MJ/kg)
Elektroliz(Merkezi bir Yerde) 61 61 61   30
Elektroliz (Dağıtım İstasyonunda) 80     80  
Depolama          
Sıkıştırma 200 bar altında 10 10      
Sıvılaştırılmış halde 30   30    
Kimyasal Hidritler 85       85
Dağıtım          
Taşıma (Gaz 200 bar altında x 200 km) 18 18      
Sıvılaştırılmış halde (200 km) 6   6    
           
Basınç Değiştirme ve İletim          
100 bardan 400 bara yükseltme 5 5   5  
Tüketiciye Ulaştırma          
Parasitik enerji tüketimi (MJ/kg)   94 97 85 115
Giriş Enerjisi / HHV 100 166 168 160 181

Öte yandan, aynı enerji bir elektrik iletim ve dağıtım sistemi ile taşındığı takdirde bu enerjinin % 90 ı son kullanıcıya rahatlıkla ulaştırılabilmektedir. Bu iki yaklaşım arasındaki ticari fark çok büyüktür ve bu fark hidrojenin ticari uygulama şansını ortadan kaldırmaktadır.

Hidrojen Ticari Bakımdan Uygulanabilir mi?
Hidrojen enerjisinin tüketiciye kadar ulaştırılmasındaki uzun süreç ve bu süreç esnasında ortaya çıkan yüksek kayıplar, sürecin ticari olarak uygulanabilirliğini son derece ciddi bir şekilde şüpheli hale sokmaktadır. Sürdürülebilir bir enerji sistemi, ancak, çevrenin korunması, düşük kayıp ve enerjisinin rasyonel kullanılması ile sağlanabilir. Çevrenin korunması ve verimlilik bakımlarından hidrojen enerjisinin elektriğin yerini alabilmesi veya en azından bazı kısıtlı alanlarda, onunla rekabet edebilmesinin son derece zor olduğu görünmektedir.

Alternatif enerji kaynaklarının ticari önem kazanabilmesi için öncelikle petrol ve doğalgaz fiyatlarının iyice yükselmesi ve bu şekilde diğer enerji alternatiflerinin ve enerji tasarrufu tedbirlerinin ticari bakımdan uygulanabilir hale gelmesi ve bunun sonucunda da bina ısıtmasında halen yaygın bir şekilde kullanılan fosile dayalı yakıtların yerlerini küçük elektrik ısıtıcılarına ve ısı pompalarına terk etmesi gerekmektedir. Bu durumda da enerji taşıyıcısı olarak hidrojen değil, elektrik enerjisinin kullanılmaya başlayacağı şimdiden görülmektedir.

Öte yandan, bina ısıtmasında fosil dışı enerji kaynaklarının daha yaygın olarak kullanılmaya başlaması ile muhtemelen taşımacılık sektöründe daha fazla fosil yakıt kullanılmaya başlanacak ve bu da hidrojen enerjisinin taşımacılık sektöründe yaygınlaşmasının önüne geçecektir.

Gerek, hidrojen enerjisinin ticari uygulaması, gerekse yenilenebilir enerji kaynaklarının hidrojene dönüştürülmesi, son derece yaygın, geniş çaplı bir elektroliz tesisi, boru ve depolama altyapısı yatırımı gerektirmektedir. Her yatırımda olduğu gibi, hidrojen enerjisinin bu geniş altyapı yatırımlarını geriye döndürebilecek ölçüde ciddi ve gerçek bir fizibiliteye sahip olması gerekmektedir.

Böyle bir fizibilite analizi şu ana kadar henüz hidrojen enerjisi taraftarı tarafından yapılıp ortaya konulamamıştır. Kendileri; "İzlanda bu işe başladı, biz geç kaldık, Almanyada hidrojen ile çalışan otobüsler hizmete girdi, 2075 te (-evet 2075 te !!) hidrojen ile çalışan uçaklar hizmete girecek, biz hala duruyoruz, Bush bu işe para ayırdı" gibi aslı astarı olmayan, hiçbir belgeye dayanmayan birtakım iddialar ortaya atmakla ve bu şekilde kamuoyunu yanıltmaya çalışmakla meşguldur.

Enerji Maliyetleri
Fosile dayalı enerji kaynaklarından fosil dışı ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçiş enerji maliyetlerini de önemli ölçüde etkileyecektir. Günümüzde termik santrallardaki son derece düşük verimlilik, elektriğin birim enerji maliyetini doğalgaz veya petrol için olanının üç katına çıkarmaktadır. Bu nedenle, günümüzde enerji maliyetlerini belirleyen en önemli etken petrol ve doğalgaz fiyatlarıdır. Fosil dışı yakıtlar sürdürülebilir hale geldikleri zaman elektrik enerjisi fiyatları oluşturan en önemli etken ise hidrojen değil, elektrik enerjisi olacaktır.

Üretim ve dağıtımındaki yüksek kayıplar nedeniyle, hidrojen enerjisi elektrik enerjisinin iki katına, hidrojen kullanılarak yakıt hücreleri yardımı ile elde edilen elektrik ise dört katına mal olmaktadır. Bu ise hidrojenin piyasada tutunamayacağı anlamına gelmektedir.

Özet olarak, fosil dışı yakıtların hakim olacağı bir piyasada enerji fiyatları hidrojen tarafından değil, yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik enerjisi tarafından belirlenecektir. Bu nedenle, fosile dayalı yakıtların zaman içinde yerlerini hidrojen enerjisine terk edecekleri yönünde ileriye yönelik bir tahmin hiçbir dayanağı yoktur.

Yakıt Türündeki Değişimin Taşımacılık Sektörüne Etkileri
Yakıt türündeki bu değişim, otomotiv ve taşımacılık sektörünü etkileyecektir. Fosil dışı yakıtlara dayalı bir enerji sektöründe elektrik fiyatları hidrojenin yarısı kadar bir fiyata satılacağı için, araçlarda ve doldurma istasyonlarında hidrojen değil, elektrik kullanılacaktır. Bugün bile milyonlarca elektrikli araç yolları doldurmuş durumdadır, fakat ticari uygulamaya geçmiş (deneysel amaçlı değil !) bir tane bile hidrojenli araç yoktur. Bu elektrikli araçlarda bataryalar ve süper kapasitörler araç parkta iken gece boyunca doldurulabilmekte ve gündüz kullanılabilmektedir. Hem hidrojende, hem de elektikrikli araçta teknoloji elbette daha da gelişecektir, ama görünen odur ki, elektikli araçlar, hidrojenli araçlara göre insanların daha fazla tercih ettikleri araçlar olacaktır.

Evet geleceğin enerjiisi hidrojen değil, elektriktir.

Bugün elektrikli araçlarda, enerji santralından aracın tekerlerine kadar olan çevirim sürecinde verimlilik % 60-70 arasında iken, aynı verimlilik hidrojen enerjisinin sıvılaştırılmış ve gaz halleri için sırasıyla sadece % 17 ve 23'tür.

Elektrik araçlarının giderek yaygınlaşması ile, her evde kısa mesafeler için kullanılan bir elektrik araçlar, ayrıca, uzun mesafeler için kullanılan sentetik yakıta dayalı elektrik-hibrit araçlar ortaya çıkacaktır. Sentetik sıvı yakıtlara göre, hidrojenin büyük miktarlarda taşınması, dağıtılması, korunması, saklanması çok daha zordur ve de tehlikelidir. Birçok hidrokarbon bileşiği (benzin, petol, doğalgaz vs.) bir kilogramında saf sıvı hidrojene nazaran daha fazla hidrojen ihtiva etmektedir. Buradan da, hidrojenin saf sıvı halde kullanılması yerine bu hidrokarbon bileşiklerinin kullanılmasının daha verimli olacağını göstermektedir. Bundan da ötesi, birçok hidrokarbon yakıt günümüzde yaygın ve alışılmış bir şekilde zaten kullanılmaktadır. Elektrikli araçların gerek sadece elektrik, gerekse hibrid olarak giderek yaygınlaşması ile taşımacılık sektöründe fosil dışı yakıta dayalı sürdürülebilir bir enerji ekonomisi modeli ortaya çıkacaktır.

Yakıt Hücrelerinin Geleceği
Yukarıdaki görüşlerden yakıt hücrelerinin hiçbir zaman uygulamaya geçemeyeceği şeklinde bir anlam çıkarılması doğru değildir. Yakıt hücreleri ile hidrojenin birbirinden tamamen farklı iki alan olduğu ve yakıt hücrelerinin hidrojen olmadan da, yani, sıvı hidrokarbonların ve doğalgaz ile de çalışabildiklerini gözden uzak tutmamak gerekmektedir. Zira, yakıt hücreleri günümüzde halen sadece hidrojen ile değil, sıvı hidrokarbonlar ve doğalgaz ile de kullanılabilmektedir. Bir başka ifade ile, yakıt hücresi kullanabilmek için mutlaka hidrojen kullanmak gerekmemektedir. Sentetik hidrokarbon yakıtların da yakıt hücreleri yardımı ile elektriğe dönüştürülmesi mümkündür. Bir başka ifade ile, hidrojenin ticari olarak uygulanabilir olduğunun gösterilebilmesi için onun yakıt hücrelerinde kullanılabildiğini söylemek yeterli değildir.

Sonuçlar

Hidrojen enerjisi, verimli ve ticari olarak uygulanabilir bir enerji türü olarak görünmemektedir ve bu gerçek hidrojen enerjisi fanatiklerinin çığlıkları ve politikacıların popülist yaklaşımları ile değişmeyecektir. Hidrojen enerjisinin geleceğini bu kimseler değil, mühendisliğin ve ekonominin acımasız kuralları saptayacaktır.

Enerji sektörünün geleceği üzerinde ekonomik değerlendirmeler, hidrojenin geniş çaplı ticari olarak kullanılmaya başlamasının son derece zor, hatta imkansız olduğunu göstermektedir.

 

Ticari bakımdan uygulanabilir bir hidrojen enerjisi dağıtım mekanizmasının kurulabileceği son derece şüphelidir, hatta kurulamayacağı şimdiden görülebilmektedir.

Bu bakış açısı doğrultusunda, hidrojenin; otomotiv sektöründe, bölgesel enerji sorunlarının çözümünde, madenlerde, denizaltılar da, yer darlığı yaşanan şehir merkezlerinde, temiz enerji uygulamalarında kullanılmasının mümkün olmadığı görülmektedir.

Hidrojenin, üretilmesi, taşınması, dağıtılması, saklanması ve pompalanması ve tekrar geri çevirimi süreçlerindeki yüksek kayıp nedenleri ile daima pahalı lüks bir yakıt olarak kalacağı ve ortaokullarda öğrencilere öğretilen hoş bir fizik dersi deneyi olarak kabul edileceği görünmektedir.

Doğalgaz, biomass gibi çeşitli hidrokarbon yakıtlarının hidrojene dönüştürülmesi için şimdiden çalışmalara başlanması yönündeki ara-çözüme yönelik birtakım aceleci yaklaşımlar da kaynak israfından başka bir işe yaramayacaktır.

Bu düşünce doğrultusunda kamu kaynaklarının boşa israf edilmemesi için hidrojenin geleceğin enerjisi olmadığının cesaretle ifade edilmesi gerekmektedir.

Bu hususlarda ülkemiz için söylenmesi gereken önemli husus şudur; Hidrojen üzerindeki hükümet programları çok dikkatli bir şekilde mühendislik, ekonomi, ülke ihiyaçları yönlerinden tekrar irdelenmeli ve 40 milyon USD harcanması düşünülen Ulusal Hidrojen Merkezi gibi projeler, zaten son derece kıt olan kamu kaynakları daha fazla sokağa atılmadan iptal edilmelidir.

Dipnot: Bu yazı hidrojen enerjisine karşı herhangi bir enerji lobisinin siparişi, teşviki, talebi, desteği ile değil, bir bilimadamı olmanın ahlaki gereği olarak, bu ülkenin zaten kıt olan kaynaklarının heba olmasının önüne geçebilmek ve bu konuda kamuoyunu aydınlatabilmek için bir görev duygusu içinde yazılmıştır.

Kaynaklar

  1. BOSEL Ulf, Hydrogen, Renewable Energy World, March-April 2004, Vol. 7, Number 2, Sayfa 155-159,

  1. BOSSEL, ELIASSON and TAYLOR, The Future of Hydrogen Economy, Bright or Bleak, www.efcf.com/reports,

  1. Efficiency of Hydrogen PRFC, Diesel SOFC-Hybrid battery Electric Vehicles, www.efcf.com/reports,

  1. İSFENDİYAROĞLU Mehmet, Hidrojen Enerjisi, Bor ve Türkiye: Bir Çözüm mü?, Kaynak Elektrik, Ocak 2004, Sayı 177, Sayfa 48-52,

  1. GÜLEN Gürcan, Hidrojen Enerjisi Ekonomisi, Dünya Enerji, Ocak 2004, Sayı 39, Sayfa 18-20,