Nükleer: İstim arkadan gelirse, felaket önden gelir

Şartname profesyonelce hazırlanmadığı için beş ay önce yapılan nükleer santral ihalesine sadece bir Rus-Türk ortaklığından teklif geldi.

Bu beklenen bir sonuçtu. Projeyle ilgilenen uluslararası büyük şirketlerin tamamı, bu şartnameyle ihaleye katılmayacaklarını, işin sahibi olan Enerji Bakanlığı’na bildirmişlerdi. Şartnamenin içerdiği eksiklikler projeyi özel sektör için üstlenilemeyecek kadar riskli yapıyordu. Bu da finansman bulmayı imkânsızlaştırıyordu.

Tek zarfı atan Rusların neden bu riskleri önemsemediğini bir sonraki yazımda anlatacağım. Neydi şartnamedeki bu eksiklikler? Bunlar gülünç ile ciddi arasında değişiyor.

Arazi sorunu
Şartname, santralın Akkuyu’da kurulacağını ve arazinin bilabedel yatırımcıya verileceğini söylüyordu. Ancak arazi, yatırımcıya bedava tahsis edeceğini söyleyen Enerji Bakanlığı’na değil, Orman Bakanlığı’na aitti.

Orman Bakanlığı, “Biz o araziyi vaktiyle Türkiye Elektrik Kurumu’na (TEK) tahsis etmiştik. TEK (şimdi TETAŞ) mülkiyetimizdeki araziyi özel şirketlere, hele yabancılara veremez. Orayı size 49 yıllığına tahsis ederiz, her yıl yatırım bedelinin yüzde 2’si kadar kira alırız, 49 yıl sonra da tüm tesisi bilabedel teslim alırız” dedi.

Bu belirsizlik maliyet hesabı yapmayı imkânsızlaştırıyordu. Orman Bakanlığı’nın dediği olursa yatırımcı her yıl bütçesine 200-300 milyon dolar ek bir masraf eklemek zorunda kalacaktı. Bu 1-1.5 sent/kWh mertebesinde elektrik fiyatına yansıyacaktı.

Enerji ve Orman bakanlıkları konuyu çözüme bağlayamadılar. İki bakanın bacanak olmasına rağmen!

Alım garantisi
Şartnameye göre, TETAŞ, üretilecek enerjiyi 15 yıl boyunca üzerinde anlaşılan fiyattan alacaktı. Ama bir devlet kuruluşu olan TETAŞ, aldığı enerjinin bedelini ödemezse ne olacak? “Devlet sürekli olarak elektrik üreticilerine borç takıyor” diye konuştu bir kaynak. “Şu anda borcu üç milyar dolar civarında.”

‘TETAŞ zamanında ödeyemezse Hazine ödeyecektir’ formül uygulanamaz mıydı? “Buna kesin olarak olmaz cevabı verildi” dedi kaynak. “Amaç, özel sektörle kedi-fare oyunu.”

Santralın ömrü 60, şartnamede öngörülen alım garantisi 15 yıl. 15 yıl geçtikten sonra ne olacak? Almanya ve İtalya gibi bazı ülkelerde kamuoyu baskısıyla yeni nükleer santral yapımı yasaklandı, olanların kapatılmasına karar verildi. Türkiye’de de böyle bir durum olursa ne olacak?

‘Garanti’ altında çalışma süresinin 15 yılla kısıtlanması, şirketleri yatırımın geri dönüşü ve kârlılık hesaplarını bu süreye sıkıştırmaya yöneltti. “O zaman, Ruslarınki gibi ‘fahiş’ addedilen fiyatlar çıkar” dedi teklif vermekten vazgeçen bir şirketin yöneticisi. “60 yıla yayarsanız daha rekabetçi bir fiyat ortaya çıkar. Bunun için hükümetin “Kapatırsam santralı geri alırım’ demesi yeter. En temel nokta budur.”

Nükleer enerjinin devlet şemsiyesi olmadan hayata geçirilmesi olanaksızdır. Her ülkede özel şartlara bağlıdır. ABD’de bile santral işine girmek isteyenlere devlet birçok kolaylık sağlıyor. Bu iş olacaksa garantiler, fiyat eskalasyonu, sigorta, atık, yakıtın taşınması, davalar gibi konularda devlet sorumluluk almazsa olmaz.

Aksi takdirde kontratı Rus devlet şirketinin kucağına bırakmak kaçınılmaz olur. Peki neden şartname bu kadar amatörce hazırlandı? İşte sektörün önde gelen simalarından birinin değerlendirmesi: “Sorun, Ankara’nın işleri ele alışında. Bakanlıklar arasında koordinasyon yok. Yeterince hazırlanmadılar. ‘Bir an önce yapalım, istim arkadan gelsin.’ Ama nükleerde istim arkadan gelirse, felaket önden gelir.