Nükleerde neden kimse yok da Ruslar var?

Nükleer santral projesindeki riskler Türkiye’nin ve dünyanın en büyük nükleer şirketlerinin gözünü korkuttu.
Bir konsorsiyum, Rus devlet şirketleri ile Türk ortakları, risklerden yılmayarak teklif verdi.

Neden? Ve bu kötü mü?

Önce ikinci soruya cevap vereyim. Rusya nükleer konusunda dünyanın en deneyimli, en ileri teknolojiye sahip ülkelerinden biridir. Bu konuda ABD, Fransa, ve Japonya gibi rakiplerininkinden geri değildir.

Fakat Türkiye zaten doğalgazda aşırı derecede Rusya’ya bağımlıdır. Nükleer kontrat bu bağımlılığı ve Moskova’nın Ankara üzerindeki nüfuzunu artırır.

Bu yabana atılacak bir sakınca değil. Ama bundan bağımsız düşünüldüğünde, teknik açıdan, Rusya ile nükleer yatağa girmekte sorun yoktur.

Nükleer santral ihale şartnamesindeki birçok eksikliklerin en büyüğü alım garantisidir. Bu çok önemlidir çünkü hükümetin özel sektörden aldığı enerjinin parasını geciktirme, ödememe gibi bir alışkanlığı var.

Bu riski bertaraf etmek için Hazine garantisi verilebilirdi ama bu, “Kesinlikle olmaz” diye devre dışı bırakıldı.

Santralın üreteceği enerjiyi almak için verilen garanti 15 yıl, yani santral ömrünün dörtte biridir. 15 yıl sonra devlet, ki tek alıcıdır, “Ben vazgeçtim, almıyorum” veya “Seni kapattım” derse ne olacağı meçhuldür.

Yeni bir pazara adım atacaklar
İhaleye katılmaktan vazgeçen büyük bir şirketin yöneticisinin sözleriyle “En temel nokta budur.”

Peki, bu “temel nokta” neden Rusları tedirgin etmedi?

Çünkü, Rusya’nın gazdan dolayı Türkiye üzerinde ciddi bir kontrolü var. Ankara nükleer elektrik faturasını ödemezse zınk diye gaz tedarikini durdurabilir.

“Ruslara ödememezlik edemezler” diye konuştu sektörden bir yönetici. “BOTAŞ’ın borçları, vadesi geldiğinde, tüm devlet kasasındakiler toplanıp Rusya’ya zamanında ödeniyor. Sıkıysa ödeme. Rusya gazı keser. İhaleye tek teklifin Rus şirketi tarafından verilmesinin nedeni budur. Diğer şirketler için hayati olan bu konu (alım garantisi) Rus devlet firması için basit bir ayrıntıdır.”

Moskova’nın teklif vermesinin ikinci nedeni endüstriyeldir. Rusya bugüne kadar nükleer santrallarının tamamını kendi ülkesinde ve blokundaki ülkelerde inşa etti. Türkiye’ye satarak dünya pazarına adım atacak.

Ancak Ruslar istekli olabilir ama deli değil. Her ne kadar ihale komisyonu tarafından “fahiş” bulunmuş olsa da AtomStroyExport ve Inter Rao Konsorsiyumu’nun işi almak için verdiği 20,79 sent teklif gerçekçi ve ticaridir. Şartnamedeki riskleri ve 15 yıllık garanti dönemini iyi hesaba almış bir fiyattır.

Böyle başa böyle tıraş, diyor Ruslar.

Peki ihaleyi alabilecekler mi? Şansları yüzde 50/50.

Ankara’daki birçok bürokratın düşüncesi olumsuzdur. Çünkü ihaleye tek zarf atıldı, onun da önerdiği fiyat yüksek bulundu.

Ama Ruslar gene de ihaleyi alabilir. Erdoğan, şu veya bu nedenle, “Verdim” der, iş olur biter.