“Nükleer Enerji Dışa bağımlıdır” yalanının gerçeği nedir?

15 Haziran 2007

Nükleer Enerji Dışa bağımlıdır” yalanının gerçeği nedir?

Konudan uzak olan insanları kandırmayı kendisine meslek edinenlerin en çok kullandıkları yöntemlerden biride bilgi kirliliği yaratmaktır. Batılı ülkelerin çaresizlik yükledikleri insanları, genelde psikolojik harp aracı olarak kullandıkları acı bir gerçektir. Sürekli kendilerini aşağılayan toplumlardaki bu tip insanlar genelde şu ortak cümleleri sarf ederler;

* Bizden adam olmaz.
* Bizimkiler mutlaka bir yerini eksik yapar.
* Bizimkiler mutlaka eksik malzeme kullanır.
* Bizde nükleer de kalifiye personel yok ki böyle bir teknolojiyi getirelim,
* Biz kiiiim, Nükleer Teknoloji kiiiiim!!

İşte tipik ezilmiş, kendini sürekli yeterli görmeyen, batı insanını üstün bir ırk gibi hayal eden insanlara ait bazı ortak cümleler. Şayet bu cümleler doğru olsaydı bizim F-16 fabrikasını hemen kapatmamız, yerli üretim otolara binmememiz, yerli askeri telsiz ya da atış kontrol sistemlerini kullanmamamız gerekirdi. Hatta ihraç ettiğimiz uçak simülatörlerinden, Hücum botlardan, otomobil televizyon ve beyaz eşyalardan vazgeçerek, Makine Kimyanın ürettiği mermi ve mühimmatı da kullanmamamız gerekirdi.
 
Bugün dünyada nükleer enerji, kullanıldığı ülke için ULUSAL bir kaynaktır. Çünkü yakıt için Uranyum madeni o ülkede bulunmasa bile temini konusundaki risk Petrol, D.gaz ve kömüre nazaran oldukça düşüktür. 15-20 yıllık yakıt ihtiyacını stoklamanın en kolay ve en ucuz yolu sadece nükleerdedir. Kaplayacağı hacim ise 2-3 TIR hacmidir. Siz hiç 20 yıllık yakıtı böyle kolay stoklaya cağınız bir enerji hammaddesi duydunuz mu? Bir de ülkemizde tesadüfen bulunmuş 10.000 ton civarındaki Uranyum rezervimizi düşünür isek riskimizin ne denli düşük olduğunu anlamamız oldukça kolaylaşır.
 
Bir diğer acı geçek ise yakıt maliyet hesaplarıdır. Ülkemiz yıllık D.Gazdan elektrik elde etmek amacı ile 4.2 milyar dolarlık ithalat yapmaktadır. Aynı elektriği nükleer santralden elde etmeniz halinde 200 milyon dolarlık Uranyum yakıt çubuğu yeterlidir. Kısaca Nükleer Elektrik, YAKIT açısından TAM 21 kat UCUZDUR.
 
Şimdi şu soruyu kendimize sormalıyız. Ülkemiz doğal gaz ve petrolde dışa bağımlı değil midir? Hatta yeni kömür santralleri bile ithal kömür ile çalışmaktadır. 1990 yıllarda ülkemiz nükleer enerjiye geçse idi dışa bağımlılığımız düşecekti. Bu durumu fark edemeyen dar görüşlü insanlar galip gelmiştir. Neticede ülkemiz, doğal gaz ile adeta Rusya’nın kucağına itilmiştir. Şimdi aynı insanlar doğal gazdaki bu hatayı sürekli gündeme taşımaktalar ama kendi sorumlulukları hiç yokmuş gibi davranmayı da ihmal etmemektedirler.
 
Bu konudaki bir diğer acı durum ise; nükleer enerjiyi istismar edenlerden birkaçının bazı mühendis odalarının olmasıdır ki affedilecek yönü yoktur. 23 mühendis odasından 8 tanesi maalesef bu gaflet içinde hareket etmektedir. (Bak: Nükleer karşıtlar borsası)
 
Bu kurumlar sadece Rusya’nın en ciddi petrol ve doğal gaz üretici olmasına rağmen ellerinde mevcut 31 nükleer santrale karşılık halâ neden 11 nükleer santral daha inşa etmeye çalıştıklarını, 18 tanesinin de planlamasını yaptıklarını anlayabilseler sorun zaten kendiliğinden bitecektir. Ayrıca Romanya, Ermenistan, Bulgaristan, Macaristan ve İran gibi ülke yöneticileri bu tip konuları düşünmeden nükleer kararı almaları olası mıdır? Bu varsayımlar doğru olsaydı o ülke yöneticilerinin nükleer enerjiye onay vermeleri mümkün olur muydu?