Radyasyon

Karşıtlar Radyasyon ile neyi saklıyorlar?

Ağustos 2006

Dünyamızı yöneten de sermaye tekelleri ve en çok kirletenler de maalesef aynı kuruluşlardır. Petrol ve Petrokimya devleri...

Hem çok kirleteceksin hemde adın duyulmacak. Olurmu böyle şey demeyin. Oluyor işte... Nasıl mı? İşte böyle;...Petrol kartelleri rahat hareket edebilmek için uygun bir CANBAZ aramışlar ve sonunda bulmuşlardır. Bu canbaz hem çekici, hem korkutucu, hemde insanların pek anlayamadığı, hemde kafakarıştıran tipte olmalıydı ki halk bu canbaza bakarken aklı başka konulara takılmamalıydı. Başta çevre kirliliği, kimyasallar bu canbaz ile MASKELENMELİYDİ. Aradılar, taradılar ve 1965'li yıllarda buldular. Bu yeni cambazın adı RADYASYON idi.

Çernobil ile nasıl aldatıldık?

Eylül 2006
Her olayı ve felaketi ticari ve sosyal değerlendirme ustası olan batı grupları, Çernobil gibi bir olaydan çıkar sağlamamaları ve bunu amaçları için kullanmamaları düşünülebilir mi?
Elbette hayır. 1965'li yıllara dayanan ÖRTÜLÜ NÜKLEER AMBARGO için yine iyi bir araç bulunmuştu. Nisan 1986 yılında Çernobildeki N. Santral Rus'ların aşırı güveni nedeni ve ekonomik nedenlerden dolayı AÇIK SİSTEM yapılmıştı. Yani koruma kabuğu yoktu.!! Uzman mühendisler olmadan bir deney yapmaya kalkmışlardı. Sonucun felaket olacağını kimse bilmiyordu. Batı tipi NS'lar gibi Koruma Kabuğu olsaydı. Kimsenin burnu kanamayacaktı...
Nükleer Teknoloji Doğu ve Türk cumhuriyetlere yasaklıydı. Buna SSCB de uyuyordu. Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Ermenistan Nükleer santrala sahipti. Ancak neden Azerbeycan, Türkmenistan, Türkiye, İran.... Sahip değildi. Bu soru, yasaklı bir soruydu. Başka kaynaklar varken bu ülkeler bu teknolojiyi ne yapacaklardı? Türkiye Rus gazı alacaktı, Rusya'ya ise kendisine Nükleer santral yapacaktı. Daha fazla gaz bağımlısı olalım diye. İşte ülkemizde zayıf hükümetler bu durumları sezseler bile güçsüzlükten akıntıya kapılmış gidiyorlardı. Yıllık doğal gaz faturamız 2005 yılında 8 milyar doları geçmişti. Şehirlerin kirliliği için belki doğru çözümdü ama elektrik üretimi için adeta lüks idi. Çünkü en pahalı elektrikti!. Bir kere bağımlı olmaya görün. Kurtulmanız çok zordur. Uyuşturucu gibi bir şey. Devletlerin hastalığıdır bu. Osmanlı'da bu bağımlılıktan çökmedi mi.? Atatürk bu durumu çok iyi bildiği için anlayabilecekler için şöyle demişti:
Efendiler,
Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, Hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Doğu devletleri bu teknolojiden başarı ile uzak tutulmuştu. Şimdi ellerine yeni pir SOPA geçmişti. İşte Çernobil .. Bakın ne kadar tehlikeli sen sakın yapma ve diyordu efendiler. Ülkemiz yazarları, aydınları bunu yutar mıydı. Edebiyat ve tarihçi olan Atilla İlhan bile kandırılamamıştı! O da kızıp demişti ki:
"...... altı devlet dünyanın dörtte üçü oluyor. Ve bunların içinde nükleeri olmayan tek enayi biziz. *Çünkü biz diyoruz ki çok zararlı nükleer.* Öyle diyor bizim aydınlarımız. Aman ne kadar zararlı bunların hepsi enayi ve bunların hepsi nükleer". ......Atilla İlhan (İntibah Başladı s:15)
Aniden ortaya İran konusu geldi. Nükleer santral yapmalı mıydı. Batılıların Şah ile anlaşıp %70 ini yaptıkları Nükleer santralları, ya yıkmaları gerekli idi ya da İran devleti bu rüyadan vaz geçmeliydi. Bu iş için herşey mübahtı. Ambargo hemen uygulandı. Petrol alınmadı ne yapılsa tutmadı. Ruslar yarım kalmış bu tesisleri bitirme kararı aldı. Yani Ruslar ambargoyu kaldırmışştı. İran PETROL gibi bir silaha sahipti. Batı geri adım attı ve Şubat 2006 ayında İran'a Nsantral ambargosunu kaldırdıklarını ilan ettiler. ANCAK bu seferde "ZENGİNLEŞTİRME TESİSİNİ" ambargo kapsamına aldıklarını gerekirse FÜZE ile imha edebileceklerini beyan ettiler. Bu iş 2006 da olamazdı. Çünkü petrol fiyatı 80 doları bulmuştu. Daha yüksek fiyata dünya ekonomisi dayanamazdı. Konu 2007'ye ertelendi.
İşte 4 teşebbüsü başarısız olmuş ülkemiz bu baskılar altında ne yapabilirdi. Ülkemizde de oynanan bu oyunu artık halk öğrenmeye başlamıştı. Yani aldatılmışlığı öğreniyorduk. İçimizdeki bazı batı uzantıları iyice organize olup birleştiler. Nükleer karşıtı platformlar kurdular. Sayıları 92 yi aşmıştı. Nasıl karşılanacaktı giderler. Her ay 3 vilayette toplantı düzenlenmeliydi. PİLOT bölge Sinop ve Akkuyu idi. Kolay bulunması için "Karşıtlar Borsası" düzenledik. Girip inceleyin. Kendi siteleri. Neler yapıyorlar görün diye. Kararınızı siz verin. Ancak unutmayın ki 442 nükleer santral çalışmakta ve 28 tanesi inşaa halinde 52 tanesininde projeleri yapılıyor . Sadece TEK (1) adedi doğu ülkesi Pakistan da ........ mesajı aldınız mı?

NükTe Platform

Sigarada Radyoaktivite var mıdır?

Sigaranın pek çok zararından biri de içindeki radyoktif maddelerin soluma yoluyla insan vücuduna alınmasından kaynaklanmaktadır.

Radyasyon Nedir?

Ocak 2005

Hayat (yaşam) için 3 temel kavram: Hava - Su - Işık (Radyasyon-Radiation)

Kısaca olmazsa olmazlar. Bunlardan birinin eksikliği hatta azlığı yaşamı bitiriyor, tersi halinde; yani fazlalıklarında da yaşam yine bitiyor. Tek ideal konum ise DENGE hâli.