Uçak Sanayisinde Nasıl Aldatıldık?

YORUMSUZ

Türkiye Uçak sanayi tarihinden...

13 Şubat 2006

Dünyadaki 3 büyük teknoloji sıralaması şöyle yapılmaktadır;

  1. Uzay ve Havacılık
  2. Bilgisayar
  3. Nükleer

Aralarında en katı şartnâme kuralları Nükleer ve Havacılık Teknolojilerindedir. Askeri şartnâmeler bile geride kalmaktadır.

...VE BİZ BU TEKNOLOJİLERİ ISKALAMIŞIZ!

Ulu önder Atatürk bâzı mühendislerin bile bugün anlamakta güçlük çektiği yukarıdaki 3 teknolojik sıralamayı sanki 1920'li yıllarda sezmiş ve hemen 1. Sıradaki Havacılık için kolları sıvamış...

Atatürk'ün emriyle 16 Şubat 1925 tarihinde "Türkiye Tayyare Cemiyeti" kurulur. Daha sonraları isim "Türk Hava Kurum" (THK) olarak değiştirilecektir. Gâyesi planörcülük, motorlu tayyarecilik, paraşütçülük ve modelcilik dallarında kamplar eğitim tesisleri yarışma vb. faaliyetler düzenlemek. 1928 yılında ise "Tayyare Makine Mektebi" açıldı. Fransa ve Almanya'ya uçak mühendisliği eğitimi için öğrenciler gönderildi. 1925 yılında Ankara-Akköprü'de kurulan marangoz atölyesi daha sonraları Planör imalathanesi halini aldı. 1939 yılına kadar 150 adet planör yapıldı. 1935'de Türk Kuşu hizmete girdi. 1933 yılında Havayolları Devlet İşletme İdaresi (HDİİ) kuruldu. Adı daha sonra Türk Hava Yolları (THY) oldu. İlk filoda 28 koltuk kapasiteli 5 küçük uçak vardı. Sadece Ankara-Eskişehir arasında uçuluyordu.1

Atatürk'ün "Bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve hava harp sanayinin bu esasa göre inkişaf ettirilmesi icâp eder" sözleriyle 1925 yılında Tayyare Otomobil ve Motor Türk Anonim Şirketi TOMTAŞ kuruldu.

6 Ekim 1928 tarihinde Kayseri'de Türk-Alman işbirliği ile Junkers A-20 modeli uçak üretimine başladı. Daha sonra çıkan anlaşmazlık nedeni ile 3 Mayıs 1929 tarihinde Almanlar tüm hisselerini TH Kurumuna devretti. 1932 yılına kadar;

Junkers A-20'den 15 adet üretildi ve uçakların telsizleri de mevcuttu. 1932'den sonra Amerikan Curtis-Wright montajına başlandı.

1938 yılına kadar 145 adet Alman Gotha, 112 adet İngiliz Miles-Magister tipi uçak imal edildi.

1939 yılında Uçak üretimi Türk Hava Kuvvetlerine verildi. 1945 yılında başlayan Amerikan yardımları nedeni ile üretim durduruldu. Atatürk'ün sanayi devrimlerindeki ilk geri adımın ölümünden 6 yıl bile geçmeden gelmesi ne kadar enteresan değil mi?

Özel sektör ise;

1936 yılında Nuri Demirağ ile havacılık sektörüne girdi. İstanbul-Beşiktaş'ta tasarım ve prototip atölyesi, Sivas-Divriği'de uçak fabrikası ve havacılık okulu tesisi kurdu.

1937'de Selahaddin Alan Beşiktaş-Hayrettin iskelesinde Etüt Atölyesi, 1945'de Divriği'de Gök Uçuş okulunu kurdu.

Nuri Demirağ Yeşilköy'de Şimdiki Atatürk Hava limanı olan yerde havaalanı yaptırdı. İlk Paraşüt imalatını da Nuri Bey bu tesislerde yaptı. THK'na 65 adet Planör, 10 adet eğitim uçağı yapıp teslim etti. Kendi geliştirdiği NUD-36 modelinden 24 adet imâl etti. Almanlar ile NUD-38 modeli uçak geliştirdi. İmâl edilen uçakların şartnâmeye aykırı olduğu iddiası ile uçaklar reddedildi. Mahkeme bilirkişisi Nuri Bey’i haklı bulmasına rağmen davâyı kaybetti. İkinci dünya savaşında uçak yedek parçası üretimi yapan tesis üretimi durdurdu. İspanya, Irak ve İran'dan gelen uçak taleplerine hükümet engel oldu. Gök okulları kapatıldı. Havaalanı istimlâk edildi. Elde kalan uçaklar ise devredilmeyip hurdacıya satıldı...!!!

1940 yılından sonra THK Etimesgut Uçak fabrikasını organize etti. Fabrikada ilk olarak İngiliz Miles-Magister eğitim uçakları yapıldı. 1944 yılına kadar 30 uçak teslimatı yapıldı. Kurulan tasarım bölümünde ise 6 yüksek mühendis, 4 mühendis ve iki ressam çalışmaktaydı. Yapılan modeller: THK-3 Akrobasi planörü, THK-4 Okul Planörü, THK-5 Ambulans uçağı, THK-7 ve 9 Eğitim Planörleri, THK-11 Turizm uçakları...

THK Uçak motorları fabrikası Gazi Orman Çiftliği'nde kuruldu. Tesis önce Gipsy uçak motoru yaptı. Kapasite altı çalıştığı için musluk, piston, kuyu tulumbası vb. gibi birçok üretimi gerçekleştirdi. 1950 yılında dönemin en büyük hava tüneli kuruldu. AHT (Ankara Hava Tüneli). 1956'da Genelkurmaya devredildi. Depo olarak kullanıldı. O yıllarda bu işlere genelde karşı duran Demokrat parti iktidarı devam etmekteydi. Sürekli uçak ithal eden hükümet nedeni ile yeterli siparişi alamayan tesislerden 1952'de Uçak fabrikası ve 1954'de Motor fabrikası sessizce kapatılmaları için Makine Kimya Kurumu'na devredildi.

Motor fabrikası 1955'de Türk Traktör fabrikasına dönüştürüldü. Şimdiki ODTÜ-Ostim ara bağlantı yolunun sağındaki fabrikadır.

Uçak fabrikası ise 1959 yılında üretimi durdurdu. Yedek parça üreten tesis 1968 yılında Tekstil makineleri fabrikasına dönüştürüldü. Yeri ise Etimesgut eski Onkoloji Hastanesi karşısıydı. Böylece bu iki fabrika derdest edilip kapanmış, ABveD'li dostlarımızın isteklerini Demokrat Parti harfiyen uygulamıştı... İşte Havacılık TEKNOLOJİSİNİ DE BÖYLE ISKALAMIŞIZ...!!!

Teknoloji karşıtları tarihin her döneminde mevcuttur. Önemli olan onların eline güç vermemektir. İşte Nükleer Teknolojiyi tartıştığımız bu günlerde "o kafalar" yine çevremizdedir. Önemli olan bizlerin etkin olması, yoksa kapı arkasında konuşan korkaklar gibi olursak her teknolojinin sonu aynı olabilir.

İşte Gazi'nin mesajı;

Efendiler,

Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlana durmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki,

Hangi istiklâl vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin plânlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki sînesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi incelemek dikkatinden vaz geçmesin". Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk

"...... altı devlet dünyanın dörtte üçü oluyor. Ve bunların içinde nükleeri olmayan tek enayi biziz. *Çünkü biz diyoruz ki çok zararlı nükleer.* Öyle diyor bizim aydınlarımız. Aman ne kadar zararlı bunların hepsi enayi ve bunların hepsi nükleer". ...Atilla İlhan (İntibah Başladı s:15)

Yıllar geçer "o kafalar" pek de mutludurlar. Ancak bu mutlulukları Özal ile sona erer. Bu işleri iyi bilen bir başbakan 1982'de göreve gelir. 15 Mayıs 1984 yılında TAİ-TUSAŞ adıyla 160.000m2 kapalı olan ve toplam 2.300.000m2 alana sahip fabrika Ankara Akıncılar mevkisinde kurulurken aynı esnada Eskişehir'de de TEİ motor fabrikası kuruluyordu. Her iki fabrikada 1987 yılında tamamlanıp üretime geçti. %49'ı ABD'li Lockheed Martin (Generel Dynamics) firmasına ait TAİ'nin mevcut deneyimi; F-16 Savaşan Şahinler, CN-235 hafif nakliye uçakları, SF-260 eğitim uçakları, Cougar AS-532 helikopterlerinin ortak üretiminin yanı sıra, kendi tasarımı olan insansız hava aracı, hedef uçağı ve zirai ilaçlama uçağı gibi ürün geliştirme programlarını kapsamaktadır. Türk Hava Kuvvetleri için 232 adet F-16 üreten tesisi ayrıca Mısır'a 46 F-16, 34 adet eğitim uçağı, 50 adet nakliye uçağı (CASA CN-255) üretimi gerçekleştirmiştir. Birçok uluslararası projeye dâhil olan TAİ Airbus ve Boeing başta olmak üzere çeşitli uçak firmalarına yardımcı sanayii olarak çalışmaktadır. Toplam 278 adetlik F-16 üretimi sırasında TAI yüksek bir kalite oranı yakaladı. 12 yıllık imalatta 29 sıfır hata, 3 adet de mükemmel uçak yapıldı. Şu ana kadar ABD'de üretilen 4.000'in üzerinde uçaktan sadece 9'unun mükemmel uçak olduğu göz önüne alındığında TAI'nin imalat kalitesinin ne kadar yüksek olduğu ortaya çıkıyor. 12 Kasım 2000 yılında yapılan son teslimat ile F-16 projesi tamamlandı. 12 Ocak 2005 yılında Yabancı hisselerin tamamı TUSAŞ tarafından satın alınmış ve %100 yerli bir tesis haline gelmiştir.

Atatürk 15 yıl daha yaşasaydı, tahminim Türkiye'nin en az 3 uçak fabrikası ve 15/20 Nükleer Santralının olacağına adımdan daha çok eminim. Gerçekler bizden yorumlar sizlerden.

Adil Buyan

  1. 1. Kaynak: TTGV NükTe Platform