Nükleer Teknolojide Nasıl Aldatıldık?

NT-1/2 Ocak 2005

Değerli Ziyaretçimiz,

Nükleer teknolojide (NT) ve Nükleer enerjide (NE) ülkemizde oynanan oyunları ve taraflarına ait ibret verici olayları sizleri bilgilendirmek amacı ile anlatacağız. Yazılarımızı kısa ve anlaşılabilir tutmaya gayret ederek, ziyaretçilerimiz tarafından;

1. Rahat okunmasını,
2. Konu hakkında gerçek bilgilere ulaşmalarını,
3. çevrelerinde yapılan NT tartışmalarına rahatlıkla katılmalarını,
4. Yanlış bilgilendirme yapanları kolayca cevaplamayı,
5. Yazarlarımızın NT bilgi seviyelerini yükseltmeyi ve iyi bir alt yapı oluşmasını sağlamayı, onların da HALKI doğru bilgilendirmesini amaçlamaktayız.

Konu: NT'de nasıl aldatıldık?

NT'yi gibi dev bir konuyu bir kaç sayfada anlatmak için herhalde Yunus Emre gibi olmak gerekir. Böyle bir yeteneğimiz olmadığından kısa kısa vurgular yapacağız.

Dünyadaki 3 büyük teknoloji sıralaması şöyle yapılmaktadır,

1. Uzay ve Havacılık
2. Bilgisayar
3. Nükleer

Aralarında en katı şartname kuralları NT'dedir. Askeri şartnâmeler bile geride kalmaktadır.

NT ALANLARI:

Elektrik enerjisi, tıpta teşhis ve tedavi yani kanser tedavi cihazları, sanayide kalite kontrol ve ölçüm, besin ve tıbbi ürünlerin dezenfekte edilmesinde, sayamadığımız onlarca alan ve her gün eklenen yeni buluşlarla büyüyen DEVÂSA bir konu!!!

VE BİZ BU TEKNOLOJİYİ ISKALAMIŞIZ!!?...

Yazımızda sadece 1.madde olan Nükleer Enerji (NE) olarak adlandırılan ve elektrik üretiminde kullanılan teknolojide; ülkemizin yaşadığı inanılması güç ancak gerçek kronolojiyi takdim etmeye çalışacağız.

Artan elektrik enerjisi talebini gerek baraj ve gerekse termik santraller (kömür, petrol, doğalgaz) yardımıyla elde edilmesindeki yetersizlik ve çevre kirliliği sanayileşmiş ülkelerin 1950'li yıllarda nükleer enerjiye (NE) geçmesine ve hızla yayılarak da bir TEKEL oluşmasına sebep olmuştur. 1965 yılında ise bu ülkeler bu teknolojinin doğu-islâm ülkelerine verilmemesi için söz birliğine gitmişlerdir! Böyle bir karara Pakistan'ın nükleer teknolojideki aşırı hevesi sebep olmuştur.

Batı ülkeleri çevre kirliliği yapan kömür santralleri yerine hemen NE'yi ikâme etmiş, doğu ülkelerine ise bu eski teknoloji kömür tesislerini satmıştır. öyle ki bugün:

  • Fransa'da 59 adet NS çalışmakta olup NE oranı %80 bir değere ulaşmıştır.
  • Amerika'da 103 NS kurulmuş olup NE oranı %20'dir.
  • Belçika'da 7 NS mevcut olup NE oranı %55'dir.
  • İspanya'da 9 NS mevcut olup NE oranı %24'dür.
  • İsveç'te 11 NS mevcut olup NE oranı %40'dır. Vs.(***)(**)

Toplam NS sayısı Dünyada 441 adet olup NE oranı%16'dır. OECD oranı %23'dür.

Soru: Doğu-İslam ülkelerinde kaç adet NS mevcuttur???

CEVAP: 1 (BİR) dir!!! 441 adet batıda ve 1 adet Pakistan'da!.

Bu konuda yatırım yapmaya kalkan, ihale açan ülkelerde neler yaşandığı anlamak için sadece Türkiye örneği yeterlidir.

TÜRKİYE teşebbüsleri:

1. 1968-1969 ABD - İspanyol firmaları fizibilitesi ve 400 MW Candu tipi önerisi!!
2. 1975-1976 Ecevit - Erbakan dönemi. Pazarlıkta başarısızlık! Dış baskılar.....
3. 1982-1985 özal dönemi. Dış baskılar, kredi sıkıntısı, YİD modeli, çevreciler.... Sonuç yine yok!!!
4. 1998-2000 Ecevit - Yılmaz dönemi Almanların aşırı baskıları ve şartnameye aykırılıklar, rüşvet söylentileri ve ihalenin iptali. (Üç firmanın ortak müracaatı neticesi 90 milyon dolar ihale masrafının firmalara ödendiği dedikodusunu yalanlayan henüz çıkmadı.)

TÜRKİYE Kamuoyu:

A. Sivil Toplum: Bildiğiniz gibi batılı ülkelerin en iyi bildikleri konu; "İstemedikleri bir işi kendi kamuoyu vasıtası ile o ülkeye yaptırtmasıdır." Yani NE'nin ne denli zararlı olduğunu anlatması için ülke içinde bir yapılanma kurar ve sürekli bunu maniple eder. İhale açılacak ise sistem hemen Dünya petrol kartelleri Greenpeace ile devreye girer ve şimdilik ülkemizde mevcut olan 48 Sivil toplum hareketi tarafından eylemlerle desteklenir. önce halkın beyni yıkanır, tamamı aldatmaca üzerine kurulan sistem basını bombardıman eder, dedikodular çıkartılır, bir şekilde ihale iptal edilene kadar işlem devam eder. Bu propagandayı yapan yabancılara "sizler neden NS yapıyorsunuz?, hem de zararlı olduğunu söylüyorsunuz!!!! Denildiğinde alınan ortak cevap "şimdi bunu karıştırmayın" olmaktadır. Her şeye rağmen batılıları tebrik etmek gerekir. Bu senaryo tam 40 yıldır başarılı bir şekilde uygulanıyor ki bizler de henüz Nükleer Teknoloji YOK.

B. Mühendisler odası: Türkiye de NT ve NE'nin gerçek adresi Fizik Mühendisleri Odasıdır. Dikkat edilirse hiçbir tartışma programına çağrılmaz. çünkü NT taraflısı olarak bilinir. TMMOB içinde bulunan 23 odadan biri olan Fizik Mühendisleri yerine Konuyla uzaktan ilgisi olan Elektrik, Makine, veya çevre mühendisleri TV'lerde ahkâm keserler. Batılıların böyle ücretsiz yandaşları içimizde olduğu sürece bu işlerin ne denli güç olduğunu bilmeyenimiz yoktur. "Bilimde demokrasi olmaz" ilkesini içlerine sindiremeyenlerle tartışmak zordur. Yıllardır Tmmob içinde bile aynı mühendislik paydasında birleştiğimiz ancak farklı disiplindeki diğer oda yöneticilerine, konuya sadece siyasal açıdan baktıkları için 20 yıldır anlatamadık ve dışlandık. ülkeyi İthal kömür ve doğalgaz santralına boğan bu zihniyetin bedelini hep birlikte öder olduk. Şimdi yine kendileri doğal gaz ve kömür santrallerinin yanlış olduğunu söylerlerken yüzlerinin kızarmaması acaba nedendir?

Karadeniz'in altından döşenen mavi akım projesine karşı çıkan bazı mühendisler televizyonlarda bunun imkansız olduğunu ve 1.150 m derinlikte hiçbir borunun dayanamayacağını iddia edip bizi bu proje haricine çekmeye çalıştılar. Rusların, Samsun teslimi ile sonuçlanan bu kampanya neticesi; hem boru kirası ödüyoruz hem de pahalı gaz alıyoruz. Pekiyi 2 yıldır çalışan bu boru hattı için sıkılmadan palavra atanlar nerede? Bu insanları bizler sergilemediğimiz sürece haklılarmış gibi görünmelerini engelleyemeyiz.

C. Devlet: Konunun resmi temsilcisi Türkiye Atom Enerji Kurumu ve EüAŞ olup genelde tartışma programlarına bile ender olarak çağrılmıştır. TAEK'in Görevi yapılacak NS'ın lisanslanması ve denetlenmesidir. İhale ve yapım sorumluluğu ise EüAŞ'ye aittir.

Konunun uzmanı olan Fizik mühendisleri ve Nükleer mühendisler genelde dışlanmış, yapılan panellerde ise bilim adamlarının konuşması hep çevreciler tarafından kesilmiştir. Bilgi doğrulaması için gerekli internet siteleri aşağıda referans olarak verilmiştir.

D. Sâde Vatandaş: Yapılan yoğun propaganda ile kafası iyice karışmıştır. Televizyon programlarında özellikle Elektrik Mühendisleri odası yöneticilerinin 10 kata varan sayısal abartıları sayesinde, insanların odalara olan güveni azalmış, doğruları bulmaya çalışanlardan bizlere ulaşanlar bilgilendirilmiş olsa da tabana yayılmakta zorlanmışızdır. Yazımızın devamında değineceğimiz çAY konusundaki içler acısı durumu öğrenince üzüleceğinize eminim.

Karşıt grupların ellerinin bilimsel olarak bu kadar zayıf olmasına rağmen ne denli güçlü olduklarını sadece dış desteğe ve iyi organizasyona bağlamalıyız.

İşte bâzı örnekler:

  Soru Söylenen Doğrusu
a. Nükleer Santral Maliyeti 15 milyar USD 2-2.5 milyar USD
b. Söküm Maliyeti 5 milyar USD 300-400 milyon USD
c. çevre kirliliği Yapar Yapmaz
d. Elektrik Maliyeti En Pahalı En ucuz!
e. Patlayabilir mi? Evet Hayır-İmkânsız
f. NS sayıları her yıl Azalmaktadır Artmaktadır
g. Zararlı çaylar içildi mi? Evet Hayır
h. Çernobil'de binler kişi öldü mü? Evet Hayır
i. Radyoaktif Artık Sorunu Vardır Yoktur

Bazı değerler:

  • 1.000 MW bir NS 1 yıldaki enerji eşdeğeri = 1.6 milyon ton ham petrol karşılığıdır.
  • 441 NS gücü 366.422 MW olup yıllık eşdeğeri = 586 milyon ton ham petrol karşılığıdır.
  • 1.000 MW kömür santralinin 1 yıllık baca gazı: 6.000.000 ton CO2 - 120.000ton SO2 25.000 ton NOx - 600.000 ton KÜL 400 ton Ağır metal - Radyasyon
  • 441 NS ne kadar baca gazı emisyonu önlediğini düşününce şaşırabiliriz!

"...altı devlet dünyanın dörtte üçü oluyor. Ve bunların içinde nükleeri olmayan tek enayi biziz. * çünkü biz diyoruz ki çok zararlı nükleer.* öyle diyor bizim aydınlarımız. Aman ne kadar zararlı bunların hepsi enayi ve bunların hepsi nükleer..." (Atilla İlhan, İntibah Başladı s:15)

İşte bir edebiyatçı yazar ve şair... Bakın konuyu ne kadar derinlemesine okumuş ki biliyor. Birde televizyona çıkan bazı Mühendis veya Prof. takısı bulunan kişilere bakın... Yurt dışında ülkemiz adına Nükleer Teknolojiyi öğrenmeye giden ancak dönünce de karşıt platformda yer alanlara ne demeli? Bu ülkenin paraları ile okuyacaksın sonrada bir teknolojiyi kötüleyeceksin. "Mühendis teknolojiden korkmaz. Teknolojiden korkan da mühendis olmaz." ülkemiz de teknoloji düşmanlığını yapanların tamamının da okumuş olması ne gariptir değil mi?!! İşte bazı önemli anahtar bilgiler:

Çernobil benzeri kaza ilk mi? "Hayır" Aynı kaza önceden iki defa olmuştur ancak batı teknolojisi sayesinde (Güvenlik kabuğu mevcut yani kapalı sistem olduğundan) zararsız atlatılmıştır.*

  • Dünyada NS'daki Kor (kalp) erime kazaları:
1. Windscale İngiltere 05.10.1957 Açık Sistem Kaçak Az
2. T.M. Island A.B.D. 28.03.1973 Kapalı Sistem Kaçak Yok
3. Çernobil S.S.C.B. 26.04.1986 Açık Sistem FELAKET
  • Rus teknolojisindeki eksiklik neydi?

Ucuz olması için koruma kabuğu yapılmamıştı yani üzeri açıktı.

  • Batı tipi (koruma kabuğu) olan NS kazasında çevreye neden zarar verilmez ve radyasyon sızmaz?
çünkü böyle bir kalp erime riskinde çalışanlar koruma kabuğu dışına çıkar radyasyon geçirmeyen kapıları ve havalandırmaları kapatıp; radyasyonlu alan tamamen ve sonsuza kadar koruma kabı içinde tecrit olur.
  • Koruma kabuğu kriterlerinin bazı özellikleri nedir?
    • Beton ve çelik Karışımı 1.2-1.5 metre kalınlıkta bir kubbe şeklindedir.
    • Test kriteri; üzerine dikine bir yolcu uçağı düşünce parçalanmaz şekildedir.
    • Maliyete katkısı 200 - 350 milyon dolar civarındadır.
    • Batıda koruma kabı olmadan NS yapmak yasaktır.
  • Güvelik için dünyada en fazla yatırımın yapıldığı Tesis Nedir?

Nükleer Santraller olup %40 güvenlik yatırımı mevcuttur.

  • Çernobil kazasında ölenler:
Kaza Anında 28 ölüm
20 yıl içinde 22 ölüm *
600.000 Kişi içinde kanser olan 4.000 kişide 9 ölüm *
Toplam 59 ölüm (20 Yılda) **
  • Çernobil nedeni ile ortaya çıkan Radyasyonlu çay efsanesi: İngiliz çay firmasının oyunu olup, çaykur'u Avrupa'dan 10 yıl uzaklaştırarak ve yurtiçi piyasasını ele geçirerek sonuçlanmıştır.
  • Çayla yan yana olan fındıkta neden radyasyon var denilmedi?: çünkü Avrupalı çikolata üreticileri için tek kaynak Türk fındığı olduğu için ne bir yazı nede "radyasyonlu fındık" kelimesi bile basında çıkmamıştır.
  • Türkiye, Çernobil'den etkilenen Avrupa'daki 16 ülke içinde kaçıncı sıradadır?: 16 ülke içinde 15. sıradadır.
  • Çernobil'de riskli alan ne kadardır: A. İlk 30 km çap ve B. 100 km çap
  • Doğu Karadeniz, Çernobil'e ne kadar uzaklıktadır? 1.100 km.
  • Radyasyonu yüksek olan çaylar nerede?: 1986 yılında meydana gelen kazada bazı yerlerde çaydaki radyasyon oranı halk için belirlenmiş 12.500 bequerel üzerine çıktığı anında tespit edilmiştir. Atom Enerji Kurumu (TAEK) tarafından çay fabrikaları üretimleri mühendislerce tamamen kontrol altına alınmış ve bu seviyenin üzerinde aktivite bulunan tüm çaylar 46 depoda muhafaza altına alınmıştır. Kontroller sonunda 58.078 Ton çay halka intikal ettirilmemiştir. Paketlenmemiş bu çaylar gömülerek imha edilmiş ve halkımız kesinlikle bu çaydan içmemiştir. Bu konu TBMM araştırma raporunda da mevcuttur.
  • Çeşitli yakıtların enerji değerleri:
1 Kg Odun 1 KWs
1 Kg U235 1.300.000 kg kömür
1 Kg Kömür 3 KWs
1 Kg Petrol 4 KWs
1 Kg Uranyum 50.000 KWs
1 Kg Plütonyum 6.000.000 KWs

Dünyanın önümüzdeki 20 yıl içindeki enerji yönlenmesi nasıl olacak?

1. Hidrojen enerjisi

2. Termonükleer enerji - Füzyon reaktörü 

ITER projesi ismiyle, AB ve 6 büyük devletin desteği ile ilk termonükleer santral inşasına, 10 miyar € bütçe ile Fransa'da Haziran 2005'de başlandı!

NükTe Platform
* Taek sitesine bakınız. www.taek.gov.tr
** Uluslararası Atom Enerji Ajansı sayılarıdır.
*** www.world-nuclear.org sitesine bakınız.